Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Ordu Yapısı Video Ders Anlatımı
Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Ordu Yapısı Video Ders Anlatımı Ders Notu
3. OSMANLI ORDUSU
Kuruluş yıllarında Osmanlı Beyliği'nin düzenli askerî birlikleri yoktu. Gerektiğinde, gazilerden oluşan ve tamamı atlı olan aşiret kuvvetleri, alperenler ve gazi akıncıların tellallar vasıtasıyla bir yerde toplanması sağlanır ve sefere çıkılırdı. Savaş bitince bu kuvvetler dağılır, herkes işinin başına dönerdi. İlk fetihleri yapanlar bu uç kuvvetleridir. Sınırların genişlemesiyle birlikte bu kuvvetlerin yetersiz olduğu görüldü ve devamlı savaşa hazır, yaya ve atlı bir kuvvetin kurulmasına karar verildi.
OSMANLI ORDUSU
KARA KUVVETLERİ
DENİZ KUVVETLERİ (DONANMA)
KAPIKULU ASKERLERİ
EYALET ASKERLERİ
|
Tımarlı Sipahiler Yayalar ve Müsellemler Azaplar Akıncılar |
KAPIKULU KAPIKULU
PİYADELERİ SÜVARİLERİ
- Acemi Ocağı • Silahtarlar
- Yeniçeriler • Süvariler
- Cebeciler
- Topçular
a. Kara Ordusu
■ Yaya ve Müsellemler:
Orhan Bey zamanında ilk düzenli yaya birlikleri ve atlı birlikler kuruldu. Bu birliklerin piyade askerlerine yayalar, atlı askerlerine de müsellemler dendi. Orhan Bey ile I. Murat dönemlerinde büyük başarılar sağlayan Yaya ve Müsellem kuvvetleriyle aşiret kuvvetleri olmuştur. Yaya ve Müsellemlere savaş zamanlarında gündelik iki akçe verilir, diğer zamanlarda ise kendilerine verilen çiftlikleri ekip biçerlerdi.
■ Kapıkulu Ocakları:
Rumeli'ye geçildikten sonra Yaya ve Müsellemler de ihtiyaca yetmedi. Bunun üzerine I. Murat döneminde Çandarlı Halil Hayrettin Paşa'nın teşvikiyle devşirme usulüne dayalı olan Kapıkulu Ocakları kuruldu. Kapıkulu Ocakları piyadeler ve süvariler olmak üzere iki bölümden oluşmaktaydı.
Kapıkulu Piyadeleri: Acemi Ocağı:
Yeniçeri Ocağı'na asker yetiştirmek için kurulmuş olan Acemi Ocağı ilk defa I. Murat döneminde Kazasker Çandarlı Kara Halil ile Karamanlı Molla Rüstem'in çalışmaları sonucu Gelibolu'da kuruldu.
Osmanlı Devleti'nin Rumeli'ye geçişinden sonra fetihlerin artmasıyla askere olan ihtiyaç daha da arttı. Bunun için 1363'te Pençik Kanunu çıkarılarak savaş esirlerinden yararlanılma yoluna gidildi. Kanuna göre, savaşlarda alınan esirlerden beşte biri vergi karşılığı
devletin olacaktı. Bu esirler kısa bir eğitimden sonra Yeniçeri Ocağı'na alınırlardı. Bunun sakıncaları görülünce savaş esiri gençlerin Anadolu'daki Türk ailelerin yanına verilmesi kararlaştırıldı.
Özellikle Ankara Savaşı'ndan sonra iç karışıklıklar ve fetihlerin durması sonucu esir elde edilememesi üzerine, Devşirme Kanunu çıkarılarak daha önce Türk-islam devletlerindeki uygulamalara benzer şekilde, Hristiyan halkın erkek çocuklarından sadece bir tanesinin alınması kararlaştırıldı. Tek çocuklu ailenin çocuğu alınmazdı. Bu kanun çerçevesinde lüzum ve ihtiyaca göre üç-beş senede ve bazen daha uzunca bir müddette Hristiyanlardan sekiz ila duruma göre on sekiz yaş arasında sağlıklı ve kuvvetlilerinden acemi oğlanı alınmaya başlandı. İlk önceleri Rumeli tarafından çocuk toplandı.
Devşirme yapılacak bölgede, öncelikle gönüllü olarak devşirilmek isteyenlerin çocukları alınırdı. Çünkü bu devirde yeniçeri olmak veya devlet kademelerinde önemli mevkilere gelebilmek için devşirme sistemi önemli bir fırsattı. Devşirme işlerinden birinci derecede yeniçeri ağası sorumluydu. Acemi Ocağı'ndan Yeniçeri Ocağı'na geçiş yandaki bilgi notunda ifade edildiği gibi yapılırdı.
Yeniçeri Ocağı
Yeniçeriler, Kapıkulu Ocaklarının en temel ve en kalabalık grubuydu. I. Murat zamanında ilk önce Edirne'de kuruldu. Yeniçeriler, padişahın merkezî otoritesinin temelini oluşturmuştur. Yeniçeriler sayesinde padişah, uç beylerinin nüfuz ve otoritesini dengelemiştir. Yeniçeriler sıkı bir eğitim görürler; ok, yay, kılıç, balta ve gürz gibi çağın silahlarını en iyi şekilde kullanırlardı. Yeniçeriler, yaya olarak savaşırlar ve savaş sırasında merkezde, padişahın yanında bulunurlardı. Yeniçeri Ocağı'nın komutanına Yeniçeri Ağası denirdi. Yılda bir elbise ve üç ayda bir
ulufe denen maaş alan yeniçeriler, Kapıkulu ordusunun en itibarlı birlikleri arasındaydı. Merkezde ya da yakın kışlalarda yaşarlar, askerlik dışında başka işlerle ilgilenmezler ve emekli olana kadar da evlenmezlerdi.
Cebeci Ocağı Yeniçeri askerlerinin silahlarının yapımını, bakımını ve onarımını sağlayan teknik sınıftır. Topçu Ocağı
Top dökmek, top mermisi yapmak ve top atmak için kuruldu. Osmanlı ordusunda ilk top, I. Murat zamanında 1389'da I. Kosova Savaşı'nda kullanılmıştır. Yıldırım Bayezit tarafından da gerek İstanbul muhasaralarında gerekse Niğbolu kuşatmasında top kullanılmıştır.
Kapıkulu Süvarileri:
Süvari (atlı asker) olan bu bölükler, Kapıkulu ordusunun itibarlı birliklerindendi. I. Murat zamanında, sipahi ve silahtar adıyla iki bölük olarak kurulmuştur. Seferde padişahın yanında bulunur, onun tuğ ve silahlarını taşır, güvenliğini sağlarlardı. Derece olarak yeniçerilerden daha yüksektiler ve maaşları daha fazlaydı.
■ Eyalet Askerleri
Tımarlı Sipahiler
Tımar Sistemi: Osmanlı Devleti, Türkiye Selçuklularında ikta olarak bilinen bu sistemi alarak geliştirmiş ve tımar sistemi adıyla uygulamıştır. I. Murat zamanından itibaren uygulanan tımar sistemi, devletin sınırlarının genişlemesiyle yaygınlaşmış ve gelişmiştir. Bu sistemle Osmanlı Devleti bazı topraklarının gelirlerini, hizmet karşılığı olarak askerlerine ve memurlarına vermiştir.
Bu sisteme göre, tahrir sonucunda belirlenen devlete ait vergi gelirlerinin bir bölümü, padişah hasları adıyla merkeze ayrılır, geri kalanı ise dirlik denen çeşitli birimlere ayrılırdı. Dirlikler, gelirlerine göre has, zeamet ve tımar olmak üzere üçe ayrılıyordu.
HAS:
Geliri yüz bin akçeden fazla dirliklerdir. Padişaha, hanedan üyelerine, veziriazama, beylerbeyine, sancak beyleri ve üst düzey devlet görevlilerine verilirdi.
ZEAMET:
Gelirleri yirmi bin ila yüz bin akçe arasında olan dirliklerdir. Eyalet merkezlerinde oturan üst düzey yöneticilere (hazine ve tımar defterdarlarına, sancaklardaki alay beylerine, kale dizdarlarına, divan kâtiplerine vs.) verilirdi.
TIMAR
Senelik gelirleri üç bin ila yirmi bin akçe arasında olan dirliklerdir. Osmanlı Devleti'ne hizmeti olan bir bölüm asker ve memurlara verilirdi.
Tımar sahipleri her üç bin akçe için, zeamet ve has sahipleri ise her beş bin akçe için cebelü adı verilen atlı asker beslerlerdi. Tımarlı sipahiler denen eyaletlerdeki bu atlı birlikler, Osmanlı ordusunun en büyük bölümünü oluşturuyordu. Tımarlı sipahiler kanunlara uyduğu sürece tımarı elinden alınmazdı. Ancak sefere gitmeyen sipahinin dirliği elinden alınır, başkasına verilirdi. Bütün dirlik sahipleri kullanım hakkına sahip oldukları toprakları korumak ve yönetmekle görevliydiler. Bu işleri kadıların denetiminde yaparlardı.
Bu toprakları ekip biçenler, devlete ödemeleri gereken vergiyi, devletin göstereceği memurlara ve sipahilere öderlerdi. Üç yıl üst üste mazeretsiz
|
Üç yıl üst üste toprağını ekmeyenlerin dirliklerinin alınmasının nedeni neler olabilir? |
olarak üretim yapmayanların toprakları işletme hakkı elinden alınırdı. Dirlik toprağının vergisini alan kişiler bu topraklar üzerinde yaşarlar ve devlet adına buraları yönetirlerdi.
Tımar sistemi sayesinde devlet, hazineden para harcamadan, her an savaşa hazır büyük bir atlı askerî birlik yetiştiriyordu. Toprağın boş kalması engellenerek üretimin artırılması ve devamlılığı sağlanıyordu. Aynı toprak üzerinden köylü, tımar sahibi ve yetiştirdiği askerlerin ihtiyaçları karşılanıyordu. Tımarlı sipahiler bölgelerinde huzur ve güveni sağlayarak jandarma görevini üstleniyorlardı. Böylece devletin merkezî otoritesi, ülkenin en uç noktalarına kadar gücünü ulaştırabiliyordu.
Azaplar
Azap, bekâr anlamına gelir. Bunlar, Anadolu'dan toplanan, savaşa yararlı, dinç ve kuvvetli bekâr Türk gençlerinden oluşuyordu. Azaplar, Osmanlı ordusunun hafif yaya askerleridirler.
Akıncılar
Sınırların güvenliğini sağlamak için kurulmuş olan atlı askerî birliklerdir. Çok hızlı hareket ettiklerinden dolayı bu:adı almışlardı. Bunların görevi düşman ülkelerine akınlar düzenleyerek bilgi toplamak, askerî ve ekonomik kaynaklarına zarar vermek, orduya yol açmak ve pusu kurulmasını önlemekti. Akıncı beyleri Avrupa dillerinden pek çoğunu bilirler, şehir ve kasabalarını tanırlardı. Doğrudan padişaha bağlı olan ve Türklerden seçilen akıncılar, babadan oğula geçmek üzere bir ocak meydana getirmişlerdi.
ilk Osmanlı donanması Karesi Beyliği'nden geçen küçük çaptaki bir deniz kuvveti idi. Bununla birlikte Osmanlılar, ilk zamanlarda küçük de olsa Karamürsel, Edincik ve izmit'te daha sonra da Gelibolu'da tersane kurmuştu. Ayrıca denizde kıyısı olup donanması bulunan ve Osmanlı idaresine alınan Saruhan, Aydın, Menteşe Beyliklerinin tersanelerinden faydalanılmıştır. özellikle Yıldırım Bayezit zamanında Osmanlı donanması büyük bir gelişme göstermiş ve Sakız, Eğriboz Adalarıyla Yunanistan'ın doğusuna akınlardüzenlemiştir.
Osmanlı donanmasının ilk ciddi çatışması Mehmet Çelebi zamanında oldu. Çalı Bey kumandasındaki Osmanlı donanması 1415'te Venediklilere yenildi. Bu mağlubiyetler Osmanlı denizciliğinin gelişmesini yavaşlatsa da donanmaya olan ihtiyacı göstermiş ve bu husustaki çalışmalar hızlanmıştır. Nitekim donanma, II. Murat zamanında Karadeniz'de Trabzon imparatorluğunu tehdit edecek bir duruma ulaşmıştır.
4. OSMANLI EKONOMİSİ
a. İnsan
Osmanlılarda reaya diye adlandırılan insanlar, yaptıkları işlerin özelliğine göre şehirlerde, kasabalarda ve köylerde yaşarlardı. Bu insanlar akıl ve beceriyle ekonominin temel amacı olan üretimi gerçekleştirir, karşılığında da kendisine imkân sağlayan devlete vergilerini vererek görevlerini yaparlardı.
Osmanlı ülkesinde yaşayan insanların oluşturdukları ekonomik güç, nüfusa orantılı olarak artmıştır. Osmanlı Devleti'nde nüfus sayımı yapılmamıştı; ancak ülke topraklarının ve üzerinde yaşayan insanların kaydedildiği tahrir defterlerinden, Osmanlı nüfusu hakkında birtakım bilgiler edinmek mümkün oluyordu. Bu defterlere fethedilen yerlerin ve burada yaşayan insanların yazımı yapılırdı.Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında kıtlık, salgın hastalık ve savaşlar yüzünden Anadolu'daki genel nüftıs azdı. Osmanlı Devleti güç kazandıkça ve yeni yerler fethettikçe nüfus arttı. Bunun nedeni ekonomik durumun iyileşmesi ve güvenli ortamın oluşturulmasıydı.
ARAZİ (Devlet Araasî) Osmanlı topraklarının büyük çoğunluğunu oluşturuyordu. Bu toprağın sahibi devletti. Mülkiyeti devlete ait olan bu topraklar, ekilip biçilmesi ve işlenmesi amacıyla reayaya bırakılmıştı.
ARAZİ
Kişilerin elinde bulunan ve tamamen kişilere ait olan topraklardır. Fetihler öncesinde halka ait olan bu topraklar fetihler sonrasında yine o yöre halkına bırakılırdı.
|
r |
|
T |
i
|
. ....... , |
|
|
||
|
ÖŞRÎ TOPRAK Mülkiyeti Müslümanlara ait olan topraklardır. |
|
Mülkiyeti Müslüman olmayanlara ait olan topraklardır. |
||
T
|
DİRLİK |
PAŞMAKLIK |
OCAKLIK |
|
VAKIF MU KATA A . |
|
|
Gelirleri yararlılığı görülen kişilere verilen topraklardır. |
Gelirleri padişah kızlarına, l annelerine ve eşlerine ayrılan topraklardır. |
Gelirleri kale muhafızlarına ve tersane giderlerine ayrılan topraklardır. |
Üstün hizmetlerine karşılık, bazı devlet görevlilerine verilen topraklardır. § |
Gelirleri sınır boylarındaki askerlere verilen topraklardır. Bu şekilde sınırların güvenliği sağlanıyordu |
Devlet Gelirleri hazinesine doğrudan 8$US d°â7,a mülk arazi devlet gelirlerinin hazinesine sosyal gitmek üzere kurumların ayrılmış masrafları topraklardır. ıçın ayırdığı r topraklardır. |
I
HAS
ZEAMET
TIMAR
Son Güncelleme (Cumartesi, 28 Mayıs 2011 11:43)



