Endülüs Emevi ve Beni Ahmer Devleti
Endülüs Emevi ve Beni Ahmer Devleti
Endülüs Emevi ve Beni Ahmer Devleti Ders Notu
ENDÜLÜS EMEVİ DEVLETİ(756-1031)
Abbasilerin, Emevi hanedanına son vermesiyle Emevi sülalesinden Hişam'ın torunu Abdurrahman, İspanya'ya giderek burada Endülüs Emevi Devleti'ni kurdu(756). Abdurrahman, Abbasilerle mücadele etti, Franklara karşı başarılar kazandı.
Endülüs Emevilerinin en parlak dönemi III. Abdurrahman (912-961) ve II. Hakem (961-976) zamanlarıdır. III. Abdurrahman, halife unvanını da kullanınca İslam tarihinde aynı anda Abbasiler, Fatimiler ve Endülüs Emevilerinde olmak üzere üç halife ortaya çıktı.
II. Hakem zamanında, devletin başkenti olan Kurtuba, yapılan birçok cami, kütüphane, medrese ile kültür ve bilim merkezi hâline getirildi.
Endülüs Emevi Devleti'nde siyasi güç zamanla farklı etnik kökenden gelen devlet görevlilerinin eline geçmişti. Bu görevlilerin birbirleriyle mücadelesi iç karışıklıklara neden oldu. Çıkan isyanlar devletin zayıflamasına yol açtı. 1031 yılında devlet dağıldı, İspanya'da Tavaif-i Mülük adı verilen küçük devletler kuruldu. Zamanla Hristiyanların eline geçen bu devletlerin en önemlisi Beni Ahmer Devleti'ydi.
MUHTEŞEM ENDÜLÜS:
III. Abdurrahman Devrinde İspanya'da İslam medeniyeti hızla gelişti. Kurtuba ile diğer şehirler arasında posta teşkilatı kuruldu. Tersaneler ve silah imalathaneleri inşa edildi. Bağdat ile temaslar sağlandı. Oradan, bol paralar vermek suretiyle sanatkârlar getirildi. “Endülüs fatihlerinin dil, edebiyat ve diğer sosyal kurumlarının etki ve çekiciliği o derece büyük oldu ki tamamen İslam dinine girmiş olmamakla birlikte, şehirlerde yaşayan Hristiyan halkın çoğu Müslümanlar gibi bir hayat sürmeye başladılar. Sanat, şiir, felsefe ve ilimler alanında kendilerinin ne kadar geri olduğunun farkına vardılar. İslam medeniyetinin parlaklığından gözleri kamaşmış yerli Hristiyanlar kısa zamanda, İslami yaşayış tarz ve biçimini taklit ettiler.”
Nuri Ünlü, Ana Hatlarıyla İslam Tarihi, s.115'ten derlenmiştir.
Aragon kralının Kastilya kraliçesiyle evlenmesi sonucu İspanya'da Katolik Hristiyan birliği sağlandı. 1492 tarihinde Gırnata'yı ele geçiren Hristiyanlar, İslam kültür ve medeniyetine ait birçok eseri yıktılar. Böylece İspanya'da 750 yıl süren İslam egemenliği sona erdi.
İspanya'da yaşayan Müslümanların bir kısmı Hristiyanlarca katledildi. Bu sırada Osmanlı Devleti, kendi içinde yaşadığı iç karışıklıklardan dolayı buradaki Müslümanlara yeterince yardım edemedi. Bu dönemde Akdeniz'de bağımsız hareket eden Türk denizcilerinden Oruç ve Hızır Reisler, İspanya'dan sürülen ve baskıya uğrayan Müslümanların birçoğunu kurtarmayı başardı. Bu arada, İspanya'da baskıya maruz kalanYahudiler Osmanlı padişahı II. Bayezid tarafınd 'dan İspanya dan Osmanlı ülkesine getirilerek Selanik,İzmir ve İstanbul a yerleştirildi.
ELHAMRA SARAYI
Elhamra, Gırnata'ya hâkim bir tepe üzerindeki düzlükte, savunma kalesi ve saray olarak yapılmıştır. Bu yüzden ilk bakışta estetikten uzak bir görünüm arz etse de kale duvarlarının içinde eşsiz güzellikte bir sarayla karşılaşılır. Duvarlarında kırmızı tuğla, damında kırmızı kiremit kullanıldığı için adına da Elhamra, yani "Kırmızı" denilmiştir. Nasri hükümdarları yeni yapılarla kaleyi büyüttüler. Böylece Elhamra, saray ve köşklerden kurulmuş bir topluluk hâline geldi. Sarayların içi kadar avluları da güzeldir. Bunlardan en güzelleri uzun bir havuzla süslü olan El-Bürke Avlusu, döşemesi mermer kaplı Meksuar Avlusu ve Arslanlı Avlu'dur. Elhamra Sarayı, zarif ve zengin süslemeleri, bahçeleri ve havuzlarıyla komple bir yapıdır. Şarlken Endülüs'ü zaptedince sarayın bir bölümünü yıktırdı ve yerine Rönesans üslubunda bir saray yaptırmak istedi. 1522'deki depremde ve 1590'da saray bir miktar daha hasar gördü. Ancak, XIX. yüzyıl ortalarından itibaren korunmaya alındı ve günümüze dek gelebildi.
Ziya Paşa,Endülüs Tarihi, s.293-294'ten derlenmiştir.
ENDÜLÜS'TE BİLİMSELORTAM
Endülüs Emevi Devleti, İspanya ve Avrupa milletlerinin ihtiyacı olduğu bir zamanda bilim, kültür ve eğitim merkezi olarak hizmet vermişti. Vizigot başkenti Tuleytula, Endülüs İslam medeniyetinin önemli merkezlerinden biriydi ve Hristiyanların eline geçerek VI. Alfonso'nun yeni başşehri olduktan sonra, bu medeni birikimi sayesinde zamanla İspanya devletleri ve diğer Avrupa ülkelerinden gelen öğrencilere hizmet veren bir bilim merkezi hâline geldi. VI. Alfonso, Endülüs medeniyetinin etkisinde kalarak sarayının her yanını İslam kültürünün izleriyle bezemiş ve kendisini de “iki milletin imparatoru” ilan etti. 'un Hristiyanlar, İslam kültürünü tanımaya başladılar. Felsefede, bilimde, doğunun düşünce akımlarına yer verdiler. Avrupa üniversiteleri Doğu bilgisini edinip çağın felsefesiyle köprü kurdular. Önce doğa sonra gök bilimiyle ilgilendiler. Ellerine ne geçtiyse dillerine çevirdiler. Felsefe çalışmalarına çok sonra sıra geldi.
İzzet Tanju, Endülüste Raks, s.132-133-134'ten özetlenmiştir.
Son Güncelleme (Cumartesi, 28 Ocak 2012 13:54)



