PostHeaderIcon Emeviler,Abbasiler,Endülüs Emevi Devleti Videosu

Emeviler,Abbasiler,Endülüs Emevi Devleti Videosu

 

 

Emeviler,Abbasiler,Endülüs Emevi Devleti Ders Notu

EMEVİLER

Emeviler Dört Halife Dönemi’nden (632-661) sonra Müslüman Arap devletine egemen olan hanedandır. Hz. Ali’nin 661’de öldürülmesinden sonra başa geçen Emeviler, 750’de Abbasiler tarafından yıkılıncaya değin hüküm sürdüler.

Emevi hanedanın kurucusu Muaviye, Mekkeli Kureyş kabilesine bağlı Ümeyye ailesinden geliyordu. Emeviler, ailenin adından dolayı Beni Ümeyye olarak da anılır. Muaviye, Hz. Ömer döneminde 641'de Şam valisi olmuş ve Suriye'yi denetimi altına almıştı. Muaviye, 656’da başa geçen Hz. Ali'nin halifeliğini tanımadı ve onu üçüncü halife Hz. Osman'ın öldürülmesinden sorumlu tuttu. Hz. Ali, Şam valiliğine bir başkasını atayınca da çekişme savaşa dönüştü. Muaviye, Sıffin Savaşı'nda (657) yenilmek üzere olan askerlerinin mızraklarına Kuran yapraklarını taktırdı v böylece Hz. Ali'nin ordusunu durdurdu. Halifelik sorununu savaşla değil hakeme başvurarak çözmeyi önerdi. Ne var ki Muaviye’nin hakemi Hz. Ali’nin hakemini ikna ederek Muaviye’yi halife ilan etti.Söylenen şudurki Hz.Ali'nin hakemi ile Muaviye'nin hakemi anlaşdıktan sonra Hz.Ali'nin hakemi orduların önünde yüzüğünü çıkartarak Hz. Ali'yi halifelikten aldım der.Aynı şeyi yapması beklenen Muaviye'nin hakemi masadan yüzüğü alır ve ben Muaviye'yi halife yaptım der.böyle ufak bir hile ile Hz. Ali halifelikten indirilmiş olur.Hz. Ali bu sonucu kabul etmemekle birlikte denetimindeki toprakları yavaş yavaş yitirdi ve bir süre sonra da öldürüldü.

Muaviye, Hz. Ali'nin 661'de öldürülmesinden sonra halifeliğini ilan etti ve böylece Emevi yönetimi başladı. Muaviye, halifeliğini tanımayanları sert bir biçimde bastırdı ve iç karışıklıklara son verdi. Ardından yeni fetihlere girişti. Emevi egemenliğini doğuda Hindistan sınırına, batıda Kuzey Afrika'ya, oradan da Güney İspanya'ya kadar yaydı. Yeni kurulan donanmayla 669-678 arasında Bizans’ın başkenti Konstantinopolis'i (İstanbul) ele geçirmek için seferler düzenlendi, ama başaramadı. Muaviye 680’de öldüğünde ardında mikrop bir devlet bıraktı. Halifeliği dinsel önderliğin yanı sıra tam bir siyasal önderliğe dönüştürdü. Halifelik merkezini de kutsal topraklardaki Mekke’den Şam’a taşıdı. Artık halife bir kurul tarafından seçilmiyor, babadan oğula geçiyordu. Nitekim Muaviye’nin yerine oğlu I. Yezid halife oldu.

I. Yezid tahta çıktığında yeni bir halifelik sorunuyla karşı karşıya kaldı. Hz. Ali'nin küçük oğlu Hüseyin, halifeliğin kendi hakkı olduğunu ileri sürdü ve Yezid'in halifeliğini tanımadı. Yezid sorunu askeri yöntemlerle çözmeye karar verdi ve Hüseyin ile yandaşlarını 681’de Kerbela'da kıyıma uğrattı. Bu olay, İslam tarihindeki Sünni ve Alevi-Şii mezhep ayrılığını da kesinleştirdi. I. Yezid, yaklaşık üç yıl iktidarda kaldı, ama İslam tarihine en acımasız hükümdarlardan biri olarak geçti. I. Yezid'in ölümünden sonra 683’te oğlu II. Muaviye halife oldu. II. Muaviye’nin iktidarı yalnızca bir yıl sürdü. II. Muaviye ve önceki iki hükümdar, Ebu Süfyan’ın soyundan geldikleri için Süfyaniler olarak anılır.

II. Muaviye’den sonra 684'te I. Mervan halife olarak Emevi Devleti’nde Mervaniler dönemini başlattı. Emeviler en parlak dönemini I. Mervan’ın oğlu Abdülmelik döneminde (685-705) yaşadı. Bu dönemde Irak ve İran'daki ayaklanmalar bastırıldı. Hindistan ve Orta Asya'da yeni fetihlerle devletin sınırları genişletildi. Süleyman’ın halifeliği sırasında Bizans İmparatoru III. Leon'un 717'de Emevi ordusunu ağır bir yenilgiye uğratması, Emevi Devleti’nin gerileme döneminin başlangıcı oldu. Araplar arasında kabile çatışmaları yeniden başladı ve "Mevali" denen, Arap olmayan Müslümanların merkezi yönetime karşı hoşnutsuzlukları arttı. 707-720 arasında halifelik eden Ömer'in başlattığı yenileşme hareketleri de kalıcı bir sonuç getirmedi. Hişam döneminde (724-743), 732'de İspanya üzerinden Fransa'yı fethe girişen Emevi ordusu Poitiers'de (Puvatya) durduruldu. Emeviler Anadolu'da Bizans’a karşı üstünlüklerini de yitirdiler. Orta Asya'da Türkler, Kuzey Afrika'da Berberiler Emevi egemenliğine başkaldırdılar.

Son Emevi Halifesi II. Mervan döneminde (744-750) Abbasiler denetiminde gelişen muhalefet Emevi egemenliğini sarstı. Emevi Devleti’nin yıkılışında Ebu Müslim Horasani önemli rol oynadı. Sonunda Abbasilerin önderi Ebu'l-Abbas, Emevi egemenliğine son verdi ve Emevi hanedanının bütün üyelerini öldürdü. Bu kıyımdan canını kurtarabilen Abdurrahman, İspanya'ya giderek orada Endülüs Emevileri Devleti’ni kurdu.

ABBASİLER

Abbasiler Devleti (750 - 1258)
751’de Talas Savaşı yapılmıştır. Bu savaşta Türklerin Karluk, Yağma ve Çiğil boyları Abbasilere yardım etmiş, savaştan sonra da İslâmiyet’i kabul etmişlerdir.
abbasiler-devleti
Halife Mansur döneminde ilk kez eski Yunan ve Hellenistik medeniyetine ait eserler tercüme edilmeye başlanmıştır.
Abbasilerin en parlak dönemi Harun Reşid’in halifeliği sırasında yaşanmıştır. Bu dönemde halkın yaşam standartı yükselmiş, kültür ve mimari alanda çalışmalar yapılmıştır.
Harun Reşid döneminde Bizans sınırında “Avasım” eyaleti kuruldu. Anadolu’da Tarsus’tan doğu yönüne uzanan bir hat boyunca kurulan bu şehirlere Türkler yerleştirilmiştir.
Harun Reşid’in oğullarından Memun zamanında Türkler devlet kademelerinde ve orduda yer aldılar. Sadece Türkler için kurulan Samerra şehri kısa bir süre devletin yönetim merkezi olmuştur.

Abbasilerin Dağılması ve Yeni Devletlerin Kurulması
IX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Abbasi halifelerinin otoritesinin zayıflaması nedeniyle eyaletlerdeki askeri valiler (Emir’ül Ümera) bağımsızlıklarını ilan etmeye başlamışlardır. Böylece Abbasi sınırları giderek daralmıştır.

Abbasilerin Genel Özellikleri
• Abbasiler Arap olmayan uluslara hoşgörüyle yaklaşmış ve İslâmiyet’in daha fazla yayılmasını sağlamışlardır.
• Bu dönemde Emevilere göre bilim – kültür alanında daha çok gelişme gözlenmiştir.
• Türkler ilk kez bu dönemde İslâmiyet’i kitleler halinde benimsemişlerdir.
• Abbasilerin denizciliğe önem vermemeleri ticari ve askeri alanda gelişmelerini engellemiştir.

ENDÜLÜS EMEVİ DEVLETİ
765-1031 yılları arasında Endülüste hâkimiyet kuran Emevî Hânedânı. Ed-Dâhil (Muhâcir)lakabıyla bilinen Abdurrahmândan îtibâren Üçüncü Hişamla sona eren bu devlet, 275 sene yaşadı. Üçüncü Abdurrahmâna kadar “Kurtuba Emirliği”diye adlandırılan devlete bu hükümdâr zamânında “Endülüs Emevî Hilâfeti” nâ...

765-1031 yılları arasında Endülüste hâkimiyet kuran Emevî Hânedânı. Ed-Dâhil (Muhâcir)lakabıyla bilinen Abdurrahmândan îtibâren Üçüncü Hişamla sona eren bu devlet, 275 sene yaşadı. Üçüncü Abdurrahmâna kadar “Kurtuba Emirliği”diye adlandırılan devlete bu hükümdâr zamânında “Endülüs Emevî Hilâfeti” nâmı verildi. Hükümdâr, “Emîr-ül Müminîn” ünvânını aldı.
Endülüs Devletinin kuruluşu: Devletin kurucusu Abdurrahmân bin Muâviye bin Hişam bin Abdülmelik bin Mervân bin el-Hakem, Ebül-Muttarif künyesiyle tanınmaktaydı. Mührüne “Abdurrahmân Allaha güvenir ve sığınır.” yazısını yazdırmıştı. Sûriye Emevî Devletinin yıkılması üzerine Fırat Irmağını geçerek Filistine kaçtı. Azatlı kölesi Bedir, kız kardeşini ve servetini kaçırarak onun yanına geldi. Abdurrahmân, Afrika vâliliğinin merkezi olan Kayrevana gitti. Burada gereken iltifâtı göremeyince, bir müddet de Zenâteler yanında misâfir kaldı. Abbâsî Devletinin kurulmasıyla Şamdan ayrılıp, Endülüse yerleşen Emevîlerin varlığını haber alan Abdurrahmân, onlara mektup yazarak, kendilerini karşılamalarını ve yardım etmelerini söyledi. Orada bulunan Yemenlilerle de işbirliği yaptı. Yanında bin kadar Berberî olduğu halde Eylül 755 târihinde Gırnatanın güneyinde ufak bir liman olan El-Münekkeb (Almunecar)e ayak bastı. Endülüs vâlisi olan Yûsuf el-Fihrî ile olan savaşta gâlip geldi. Abdurrahmân bundan sonra Kurtubaya giderek emirliğini îlân etti (756). Bu haberi duyan Emevî taraftarları akın akın bu ülkeye gelmeye ve onun devlet kurmasında yardımcı olmaya başladılar.
Abdurrahmânın hükümdârlığı otuz üç yıldan fazla sürdü. Bu devrede Abdurrahmân kurduğu yeni devleti sağlamlaştırmak için bölgesindeki Müslümanları etrafında topladı. Kuvvetli bir ordu kurdu. Tarım ve sanâyi gelişti. Büyük bir ticâret filosu kurularak İstanbula kadar ticârî münâsebetler tesis edildi. Bu arada câmiler, yollar, şehir etrâfındaki surlar yaptırıldı.
Abdurrahmânın 787 senesinde vefâtından sonra, yerine oğlu Hişâm geçti. Hişâm önce iki kardeşi Abdullah ve Süleymânın ortaya çıkardığı karışıklığı bastırdı. İç âsâyişi sağladıktan sonra, orduları ile Narbone ve Celikiye üzerlerine seferler yaptı. Ayrıca tarım ve ticâretin gelişmesi için köklü tedbirlere başvurdu. Fakat 39 yaşında öldü. Yerine oğlu Hakem geçti. Hakem zamânında iç karışıklıklar baş gösterdi. Hakem bu karışıklıkları bastırmak için çaba gösterdi. Yerine geçen İkinci Abdurrahman devri de çeşitli iç karışıklıklarla geçti. Bunun zamânında devlet zayıfladı. 852 senesinde vefât edince yerine oğlu Muhammed geçti. Babasından daha sert tedbirlere başvuran Muhammed, kara ve denizden olmak üzere Celikiye üzerine geniş bir sefer hazırladı. Oğlu Münzir kumandasındaki kara birlikleri Batalyosu aldılar.
886 senesinde ölünce yerini oğlu Münzir aldı. İlme meraklı ve âlimleri koruyan bu hükümdarın saltanatı kısa sürdü. Onun âdil idâresi sâyesinde halk oldukça sâkin bir devir geçirdi. Ölünce yerine kardeşi Abdullah melik oldu. Abdullah zamânında iç karışıklıklar yeniden baş gösterdi. Netîcede Abdullah bütün hâsımlarını boyun eğmek zorunda bıraktı. Yarı bağımsız hâle gelen Saragosa, Uclès, Huesca, Oscanoba, Ecija, Elvira ve Jaen (Ciyan) eyâletlerini, tekrar Kurtuba emirliğine bağladı.
Abdullah 912de öldüğü zaman, babasının vasiyeti üzerine yerine torunu Üçüncü Abdurrahmân bin Muhammedi yirmi üç yaşında iken emir yaptılar. Üçüncü Abdurrahman ve bundan sonraki devrelerde, târihinde bir daha erişemeyeceği siyâsî, iktisâdî ve fikrî üstünlüğün doruğuna ulaşan Endülüs, siyâsî güç ve medeniyet bakımından parlak devrini yaşadı. Üçüncü Abdurrahmân elli yıl süren saltanatının ilk seneleri iç huzuru sağlamakla geçti. 917de İşbiyeli ve Camona Abdurahmanı tanımak zorunda kaldı. 920 senesinde Asturia Kralı Ordonoa ve Hıristiyan ordusunu Semure denilen yerde hezîmete uğrattı. Bundan sonra Muez, Osma, Sam Esteban, Clunie ve Calahorroyu ele geçirerek Pirenelere dayandı. 951de Leon kralının ölümü üzerine çıkan taht kavgası da Abdurrahmânın bu ülkeler üzerinde otorite kurmasına yardım etti. Saneho ve Navarra Kraliçesi Totey, yardım talebinde bulunmak üzere Kurtubaya kadar geldi. Bu siyâsî temas Endülüs târihinde ilk defâ vukû bulan bir hareket olup, büyük bir başarıydı. Leon kralı on kadar kaleyi Abdurrahmâna bırakıyor, karşılığında ise, onun askerî ve siyâsî desteğini sağlıyordu.
Abdurrahman donanmasını kuvvetlendirdi. 931 senesinde Sebteyi fethederek, Mağribe el attı. Fasa yayılmış olan Şiî çetelerini bu ülkeden çıkartarak Nakur ve Mağraveleri kendine bağladı.
Abdurrahmân 73 yaşında ölünce, yerine 961 senesinde oğlu İkinci Hakem geçti. Bu hükümdar babasının kurduğu düzeni titizlikle sürdürdü. Fıkıh ve tarih konularında bilginler arasında yer alan İkinci Hakem, ülkenin îmar edilmesi, ilim ve fikir hayâtının gelişmesi için büyük çaba sarf etmiş, sanat ve mîmârî eserlerin yaptırılmasında büyük gayretler göstermişti. Kurtuba Câmii ve Kurtuba şehrinden beş kilometre uzaklıkta yaptırılan yazlık şehrin güzelliği, bahçeleri dillere destan olmuştur. Bu şehre “Çiçek Şehri” mânâsına “Medînetüz-Zehrâ” ismi verildi.
Onun ölümünden sonra tahta vasiyeti üzerine on iki yaşındaki oğlu İkinci Hişâm çıktı. Hişâm yaşı küçük olduğundan idâreyi Mansur bin Ebî Âmir adlı nâibi üzerine aldı. Mansur ve ondan sonra oğlu Abdülmelik ve Abdurrahmân devlet üzerinde tam bir diktatörlük kurdular. Abdurrahmânın Galiciada seferde olmasından faydalanan muhâlifler, İkinci Hişâmı tahttan indirerek, Muhammed bin Hişâm bin Üçüncü Abdurrahmân el-Mehdîyi sultân ilân ettiler.
Bunun üzerine Kurtubaya dönen Abdurrahmanı yakalayarak îdam ettiler. Bu olaylarla barış devri kapanarak, memleket anarşiye sürüklendi. Netîcede Kurtubalılar Mehdiyi yakalayıp öldürerek 1010da İkinci Hişâmı yeniden sultan îlân ettiler. Hişâm isyan eden Berberîlerle iyi geçinmek için gayret gösterdiyse de müsbet bir netîce alınamadı ve 1013de tekrar tahttan indirildi. Süleymân bin Hakem tahta geçirildi. Bu da sükûneti sağlayamayınca, Sebte vâlisi Ali bin Hammûdu çağırdılar. 1017de tahta çıkan Ali bin Hammûd çok geçmeden öldürüldü. Bunun üzerine yeniden kargaşalık baş gösterdi. 1018de Kasım bin Hammûd tahta çıktı. Merkezdeki bu kargaşalık üzerine vâliler kendi bölgelerinde bağımsızlıklarını îlân ettiler. Bunun üzerine Endülüs İslâm târihinde “Tavâif-i mülûk” (Beylikler devri) ortaya çıktı ve iç çekişmeler devleti yıprattı. Endülüs Emevîlerini bir bayrak altında toplamak için son gayreti gösteren Beşinci Abdurrahmânın oğlu Ümeyye 1031de tekrar Kurtubaya girerken yakalandı ve öldürüldü. Parçalanan bu devlet az sonra Cevherîler tarafından tâbi beylik hâline getirildi. Hıristiyan devletler bu beylikleri kısa zamanda yıkmakta güçlük çekmediler. Bunlardan yalnız “Benî Ahmer” devleti 1492 yılına kadar yaşayabildi.
Emevîler, İslâm dînini, İspanyadan Avrupaya soktu. Fas, Kurtuba ve Gırnata üniversitelerini kurup, batıya ilim ve fen ışıkları saldı. Hıristiyanlık âlemini uyandırıp bugünkü müsbet ilerlemenin temelinin atılmasına sebeb oldu. Dünyâ üzerindeki ilk üniverside Fasın Fez şehrinde bulunan Kayrevan Üniversitesi idi. Bu üniversite 859 (H.244) yılında kurulmuştu. İlme ve âlimlere çok değer verilirdi. Bunun için Endülüste ilim ve fen çok ilerledi. Saraylar ve devlet dâireleri birer ilim kaynağı oldu. Her memleketten ilim öğrenmek için Kurtubaya akın akın toplandılar. Kurtubada büyük ve mükemmel bir tıp fakültesi kuruldu. Avrupada ilk defa yapılan Tıp Fakültesi budur. Avrupa kralları ve devlet adamları, tedâvi için Kurtubaya gelir, gördükleri medeniyete, güzel ahlâka, misâfirperverliğe hayrân kalırlardı. Kurtubada altı yüz bin kitap bulunan bir kütüphane yapıldı. Ayrıca emsâli pek az bulunan ince sanatlı saraylar, câmiler, bahçeler meydana getirildi.
Birçok ilimlerin bilhassa tıp ve astronominin temelleri atıldı. Endülüs emevîleri devrinde yetişen âlimlerden bâzıları şunlardır:Muhyiddîn-i ibni Arâbî, Kâdı Ebû Bekr ibni Arabî, Nûreddîn Batrûcî (Bkz. Batrûcî), meşhur müfessir Ebî Abdullah bin Muhammed Kurtûbî. Son zamanlarda İslâm ahlâkını, İslâmiyetin emirlerini bıraktıklarından, hattâ Ehl-i sünnet îtikâdından ayrıldıkları için, Pirene Dağlarını aşamadılar. Parçalandılar ve yıkıldılar. Endülüs Devleti yıkılmasaydı, felsefeci İbnür Rüşdün ve İbn-i Hazmın İslâmiyete uymayan fikirleri din ve îmân hâlini alıp, dünyâya yayılacaktı. Böylece İslâmiyete pek büyük zarar verilecekti.
ENDÜLÜS EMEVÎ SULTANLARI
2. Alternatif : Endülüs Emevi Devleti
rightEndülüs Emevileri, Emevilerin yıkılmasından sonra, Endülüs’te (Güney İspanya) yeni bir devlet kuran hanedandır. 756’da kurulan Endülüs Emevi Devleti, 1031’e değin varlığını sürdürdü.
İspanya'daki Müslümanların Tarihçesi
Müslümanlar 711'da İspanya'ya çıktı. 711 'den 756 yılına kadar Şam'dan gönderilen Emevî ve Abbasi valilerce idare edildi. 749'da Emevîlerin yıkılmasıyla Emevi Halifesi Hişam'ın torunu, Şam'dan kaçan Prens Abdurrahman, 755'te Septe'ye geçti. 756'da devleti kurdu kendisi de emir oldu. 929'da III. Abdurrahman halifeliğini îlân etti. 1031'de halîfenin otoritesi sarsıldı, ülke emirliklere bölündü. 1031'de Âli beytten olan Hammûdiler hilâfeti devam ettirmek istediler. 1086'da Abbâdi hanedanından İşbiliye Meliki, Kuzey Afrika Murâbıtlar İmparatorluğundan yardım istedi. Oradan gelen kuvvetlere 13 Endülüs meliki de katıldı. Zeleka muharebesinde Hıristiyan orduları imha edilerek, İspanya'da Müslüman hâkimiyetinin ömrü uzadı. 1147'de Muvahhidler, Murâbıtları ortadan kaldırdı. Hıristiyanlarla da savaştılar. 1187'de Selahaddin Eyyûbî, Kudüs'ü alınca Papa mukaddes savaş îlân etti. Avrupalılar, Müslümanları İspanya'dan kovacaktı. Gerek iktidar hırsı, gerekse, Müslamanları kurtarmak niyetiyle İbni Hud, Benî Zeyyan ve Benî Ahmer devletleri birbiriyle mücadeleye girişti. 1236'da Benî Ahmer, Benî Hud aleyhine Kastil Kralıyla anlaşınca Kurtuba Hıristiyanların eline geçti. 1232'de kurulan Benî Ahmer devleti (Gırnata emirliği) Hıristiyanlarla anlaşarak ayakta durmaya çalıştı. 1469'da Sultan Ebû Hasan'ın oğlu Muhammed, annesinin teşvikiyle isyan edip babasını tahtan indirdi. Babası tekrar tahtına dönünce Muhammed, Ferdinant'a sığındı. 1486'da Ferdinant'ın verdiği Hıristiyan ordunun başına geçen Muhammed Gırnata'yı kuşattı. Baba ile oğul savaşırken Hıristiyanlar, Gırnata Devleti'nin şehirlerini yağma ettiler, müslüman halkı öldürdüler. 1490'da Gırnata kuşatıldı, ağaçlar kesildi, bahçeler tahrib edildi, halk aç, sefil kaldı. Kölemenler'den yardım istediler onların donanması yoktu. Osmanlılar'dan yardım istediler onlar da Cem Sultan'la uğraşıyordu. 1492'de Muhammed, Ferdinand'a teslim oldu, İspanya'da devlet kalmadı. 1499'da İspanya'da bir tek Müslüman kalmadı. Mabetler yıkıldı, kütüphaneler yakıldı. 711'da İspanya'ya çıkan Müslümanlar 788 yıl sonra burayı tamamen terk ettiler. Halk işiyle, âlimler ilmiyle, san'atkârlar san'atıyla, âbidler ibadetiyle meşgul olurken saltanat mücâdeleleri ve devletin kötü yönetilmesi sonunda, bir zamanların galip Müslümanları mağlûb olup, gittiler.
Emirlik Dönemi (756-929)
Endülüs, daha Emeviler döneminde ele geçirilmişti. 711'de Emevi komutan Tarık bin Ziyad, bugün onun adından dolayı Cebelitarık (Tarık'ın Dağı) olarak anılan yerde İspanya'ya ayak basmıştı ve Arap orduları yedi yıl içinde Pirene Dağları'na dayanmıştı. Ardından Fransa'ya giren Arapları Frankların komutanı Charles Martel ancak 732'de Poitiers'de (Puvatya) durdurabilmişti. Bu yenilginin ardından Emeviler İspanya toprakları içinde kaldılar, ama Emevi orduları ile yerel Hıristiyan güçler arasındaki savaşlar sürdü. Endülüs Emevilerinin kurucusu Abdurrahman, Emevi Halifesi Hişam'ın torunuydu ve 750’de Abbasilerin kıyımından kaçabilen tek kişiydi. Abdurrahman, 755'te İspanya'ya ayak bastı ve Endülüs’teki Arapları kendisine bağlayarak 756'da Kurtuba'da (bugün Cordoba) emirliğini ilan etti. 788’e kadar hüküm süren I. Abdurrahman, iç ayaklanmaları bastırdı ve dıştan gelen saldırıları önledi. Öldüğünde arkasında güçlü bir devlet bıraktı. Ondan sonra tahta çıkan hükümdarlar da yerel emirlerin ve Hıristiyanların ayaklanmalarıyla uğraştı. Arap ayaklanmaları daha çok kuzeydoğudaki Ebro vadisi ile doğuda Batliyos (bugün Badajoz) ve güneyde Gırnata'da (bugün Granada) ortaya çıkıyordu. Vizigotların eski başkenti ve önemli bir dinsel merkez olan Tuleytule'de (bugün Toledo) ise Hıristiyanlar ayaklanıyordu. Bu karışıklıklara karşın Endülüs Emevi hükümdarları nedeyse İspanya'nın tümünü denetim altında tutmayı başarıyorlardı. Endülüs Emevileri canlı bir ekonomi ve kültürel yaşam yaratmışlardı. Başkent Kurtuba önemli bir ticaret merkezi olmanın yanı sıra Bağdat ve Kahire'den sonra İslam dünyasının üçüncü bilim merkezi olmuştu. Diğer önemli merkezler ise İşbiliye (bugün Sevilla), Gırnata ve Tuleytule idi.
Halifelik Dönemi (929-1031)
Endülüs Emevileri en parlak dönemini III. Abdurrahman döneminde (912-961) yaşadı. III. Abdurrahman, Abbasilerin dinsel önderliğini tanımayarak 929’da kendisini halife ilen etti. İslam dünyası zaten bölünmüştü ve Mısır’da kurulan Fatımiler de halifelik ilan etmişlerdi. III. Abdurrahman’dan sonra halife olan II. Hakem, barışçı bir politika izledi. 976’da başa geçen II. Hişam döneminde, halifenin veziri olan Hacib Mansur 978’de yönetimi fiilen ele geçirdi ve 1002’ye kadar da elinde tuttu. Sonraki halifeler siyasal bir varlık gösteremediler ve Endülüs Emevi Devleti 1010’dan başlayarak parçalandı. 1031’de de Endülüs Emevileri iktidarı son buldu. Endülüs Emevi topraklarında, Tavaif-i Müluk denen küçük devletçikler kuruldu. Kurtuba’da 1031’de iktidar olan Cevheriler varlığını ancak 1069’a kadar sürdürdü. 1090'da Kuzey Afrika'dan gelen Murabıtların ve 1145'te gene Kuzey Afrika'dan gelen Muvahhidlerin egemenlikleri de kısa ömürlü oldu. Gırnata'da kurulan Nasriler ise 1230'dan 1492'ye kadar İspanya'da varlıklarını korudular. Gırnata'yı önemli bir bilim ve kültür merkezi yaptılar. Bugün de ayakta olan Gırnata'daki Elhamra Sarayı Nasrilerin bıraktığı en önemli mimarlık yapıtıdı. Endülüs Emevileri ve Nasriler, Endülüs’ü Hıristiyan Avrupa'nın da ilgisini çeken bir bilim ve kültür merkezi yaptılar. Endülüs Emevileri döneminde özellikle tıp, matematik, doğa bilimleri ve astroloji alanında önemli çalışmalar yapıldı. II. Hakem'in (961-976) Kurtuba'da kurduğu kütüphanede 40 bin cilt kitap vardı ve bunların çoğu Eski Yunan kültürünün ürünüydü. Nasriler döneminde bunlara felsefe yapıtları da eklendi. Bu dönemde İbn Cebirol, İbn Bâcce, İbn Tufeyl, İbn Rüşd gibi büyük düşünürler yetişti.
Gerileme ve Yıkılma Dönemi
Endülüs Emevi Devleti'nin yönetiminde ortaya çıkan otorite boşluğunun doğal bir sonucu olarak her bölgede Tavaif-ül Mülk denilen irili ufaklı 20 küsür yerel hanedan bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bu dönemde Endülüs siyasi hayatının temel karakteristiği, emirlikler arasında yaşanan kıyasıya çatışmalar ve düşmandan birbirlerine karşı toprak-haraç karşılığında yardım almalar oldu. Bu durum Müslümanların zayıf düşmesine sebep olurken, Hıristiyan İspanya devletlerinin da güçlenmesine, dolayısıyla Reconquista'nın hızlanmasına sebep oldu. Nitekim 1085 yılında Kastilya(Castile) Kralı VI.Alfonso Endülüs'ün en önemli ikinci büyük kenti olan Tuleytula'yı işgal etti. Ancak bunun üzerine Müslümanlar Reconquista hareketinin farkına varabildiler. Kendilerini Hıristiyan işgaline karşı korusun diye Kuzey Afrika’da bir imparatorluk kurmuş olan Murabıtlar'ın hükümdarı Yusuf Taşfin'den yardım istediler. Endülüs'e Kuzey Afrika'dan gelerek Hıristiyanları bozguna uğratan, ardından Endülüs'teki emirlikleri tek tek merkezi idare altında birleştiren ve ülkeyi Afrika merkezli devlete bir eyalet olarak bağlayan Murabıtlar'ın Endülüs'teki hakimiyetleri döneminde Yusuf Taşfin'den (1106) sonra şu hükümdarlar idâreye geldi:Ali Yusuf ve Taşfin Ali Murâbıtlar'ın yıkılışıyla Endülüs'te siyasî birlik tekrar bozuldu ve Hıristiyanlar yine Reconquista'yı gerçekleştirmek için uygun hale gelen ortamda harekete geçtiler. Murabıtlar'ı devirerek yerine kurulan Muvahhidler, Murabıtlar gibi Kuzey Afrika'dan Endülüs'e gelerek kötü gidişata bir süre daha dur diyebildiler. Kuzey Afrika'daki devletleri iyice zayıflayan Muvahhidler, kendilerine karşı oluşan isyanlarla uğraşırken dağıldılar ve yerine Meriniler ve Hafsiler gibi yeni devletler kuruldu. Endülüs'te bunu değerlendirenler ise, her zamanki gibi Endülüslülerin zaaflarını sabırla gözetleyip değerlendiren İspanyol Hıristiyan devletleri oldu. Endülüs'te Muvahhidler'in hâkimiyeti, 1238 yılında İbnül-Ahmer'in Endülüs topraklarına hakim olmasıyla başladı. İber Yarımadası'ndaki Hıristiyan devletleri İspanya ve Portekiz'in hızlı işgal hareketlerinden Muhammed Nasr sayesinde ancak Endülüs'ün Güney doğusundaki İlbire'den Ronda’ya kadar uzanan sahil şeridi kurtulabildi. Çok ağır siyasi şartlara rağmen, iki buçuk asrı aşkın bir süre Endülüs'te İslam hakimiyetini temsil eden Nasriler, bu varlıklarını esnek bir diplomatik siyâset takip etmeleri sayesinde koruyabildiler. Ancak, son zamanlarında iç karışıklıklara sürüklenince, onlar da yok olmaktan kurtulamadılar. 1479 yılında Kastilya-Leon Kraliçesi I.Isabel ile Aragon Kralı II.Fernando'nun evlenmesiyle İspanya birliği sağlandı ve Hıristiyan yayılması hızlandı. Sonuçta 2 Ocak 1492 tarihinde Grnada'daki son Müslümanlar da teslim olmak zorunda kaldılar ve böylece Müslümanların İberya Yarımadası'nda 800 yıla yakın süren siyasi varlıkları sona ermiş oldu.
Endülüs Emevi sanatı
Endülüs Emevi sanatı, Arap sanatının yanı sıra Roma ve Vizigot sanatının etkisi altında gelişti. Mozaikte de Bizans sanatından etkilendi. Endülüs Emevi döneminde önemli yapılar inşa edildi. Kurtuba Camisi ile gene Kurtuba'da III. Abdurrahman'ın yaptırdığı Medinetü'z-Zehra Sarayı bunların başında gelir. Yapımına 784'te I. Abdurrahman tarafından başlanılan Kurtuba Camisi 200 yıl boyunca yeni eklemelerle büyüdü, 987'de Hacib Mansur'un eklemeleriyle son biçimini aldı. Kurtuba Camisi, 178 metre x 125 metre boyutundaki dikdörtgen planıyla İslam dünyasındaki en büyük camilerden biriydi. Medinetü'z-Zehra Sarayı, surlarla çevrili bir tepede yer alıyordu. Sarayın kalıntıları yıllarca süren kazılar sonunda ortaya çıkarılmıştır. Askeri mimarlık alanında Tarife, Gormaz, Vacar kaleleri gibi görkemli yapılar ortaya koyan Endülüs Emevi sanatı, iç ve dış süslemelerdeki zenginliğiyle de dikkat çeker.

Son Güncelleme (Perşembe, 03 Temmuz 2014 15:09)

 
Üye Girişi
Lütfen Üye Olunuz...



Loading
Türkiye`nin İnanç Merkezleri
Google Dil Çeviri Robotu
Türk ve Dünya Tarihi
Google Grupları
Türk ve Dünya Tarihi grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Site İçi Arama Motoru
Ana Sayfa İslam Tarihi Videoları Emeviler,Abbasiler,Endülüs Emevi Devleti Videosu

 

Kaplıca Şifalı Su Çamur Su Water Meslek Dersleri