1929 Dünya Ekonomik Buhranı

1929 Dünya Ekonomik Buhranı

1929 yılında Amerika’da başlayan ve tüm dünyayı etkileyen uluslararası ekonomik durgunluk ve krize dünya ekonomik buhranı denildi.

 

Dünya Ekonomik Krizin Sebepleri

Amerikan ekonomisinin büyük bölümünün tröst denilen tekellere dayanması en büyük sebepler arasında bulunmaktadır. Bankacılık sisteminin kötü yaplandırılmış olması, şirket ve bankalarda yeterli denetimin yapılmaması da diğer başlıca sebepler arasındaydı. Başkan Hoover yönetiminin tecrübesiz olmamasından dolayı krize zamanında ve etkili şekilde müdahale edilememişti. Amerika ise 1924 ile 1929 yılları arasında bir stabilizasyon (bir olaydaki dalgalanmaları en düşük seviyeye indirme) devresi geçirmesine neden oldu.

 

Amerika’nın o dönemde dünyanın en önemli kredi veren ülke durumunda bulunması ve 1. Dünya Savaşı‘nda verdiği kredileri geri alamaması da Dünya’nın ekonomik kriz buhranı yaşamasına sebep oldu. Ayrıca otomobil, yapı, elektrik gibi endüstriler gelişmeye başladı. Endüstri talebinin fazlalığı borsanın spekülatif (yapay) olarak yükselmesine neden oldu.

 

Amerikan ekonomisini vuran bu kriz Amerika’nın ithalat ve ihracat yaptığı ülkeleri ve dünya bankacılık sistemini de olumsuz etkileyince krizin etkileri önce Avrupa’yı daha sonra tüm dünyayı vurdu.

 

Dünya Ekonomik Krizin Sonuçları

Bunalım dünyada 50 milyon insanın işsiz kalmasına, yeryüzündeki toplam üretim %42 oranında ve dünya ticaretinin de %65 oranında azalmasına neden olmuştur.

 

1929 yılına kadar dünyada oluşan diğer krizlere bakıldığında dünya ticaretinin en fazla %7 oranında düştüğü düşünülürse 1929 bunalımının ne derece etkili olduğu tahmin edilebilir.

 

Amerikan halkı bu büyük çöküşün faturasını Hoover yönetimine çıkardı. Bir sonraki seçimde Hoover’in başkan seçilmeyeceği aşikardı. Onun yerine adını verdiği programla ekonomik sistemde köklü değişiklikler vadeden Roosevelt seçildi. Roosevelt “New Deal” (yaşanan çöküşe takiben Roosevelt tarafından başlatılan kalkınma planı) 1930 – 1937 yılları arasında uygulama fırsatı buldu.

 

New Deal Kuruluşu ve Süreci

5 senelik evreler halinde uygulamaya konulmuş, ülkenin dört bir tarafından başlatılan karayolları, havaalanları inşaatları vb. projelerle binlerce kişi istihdam edilmiş. Tennessee vadisi barajlarla donatılmış ve batık vaziyetteki ekonomiye bir nevi “taze kan” vermiştir.

 

Planlama ve benzeri yöntemlere başvuran ABD ile Fransa gibi demokrasiler ılımlı çözümlere yönelirken, Almanya‘da işsizler Nazi totalitarizm denilen çılgınlıklarına kapıldılar. Böylece bunalım, 2. Dünya Savaşı’nın başlıca nedeni olacaktı.

 

Dünya Ekonomik Krizinin Türkiye’ye Etkileri

1930 – 1933 yılları arasında ithalatta hızlı bir daralma yaşanmıştır. İthalata miktar kısıtlamaları getirildi. İhracat gelirlerinin azalması ve ticaret açığı sorunun önem kazanması, 1929 – 1930 yıllarında iktisat politikasında önemli değişikliklere yol açmıştır. (Korumacı – Devletçi İktisat Politikası)

 

Türk hükümeti, 1930 yılında taksitini ödeyemeyeceğini anladı ve Duyun-u Umumiye İdaresi konusunda yeni bir anlaşmaya zorladı. Merkez Bankası kurma kararı alındı ve bu da yeni dış kredi bulma gereksinimini arttırdı. Türkiye‘de üretilen pamuğa karşı dış talebin Dünya buhranı nedeniyle zayıfladığı bir dönemde kurulan devlet tekstil fabrikaları pamuğa karşı iç talebi büyük ölçüde genişletti.

 

Tarım ürünlerinin fiyatlarında hızlı bir düşüş görüldü. Ziraat Bankası ve gelişmekte olan kooperatifler, köylüler borçlarını ödemekte güçlük çektikleri için, ciddi sıkıntılarla karşılaştı. Mali kriz içine giren hükümet, 1930 yılında makine kullanan çiftçilere uygulanan vergi iadesini, traktör başına belli bir tazminat ödenmesi koşuluyla kaldırdı.

 

Krizden tüm dünya gibi olumsuz etkilenen Türkiye, ekonomisini güçlendirebilmek amacıyla ithalat ve ihracatını arttırıcı politikalar izlemeye başlamıştır. Dış ticaret ve döviz üzerinde devlet denetimini arttırdı. Gümrük vergilerini yükseltti. Türkiye 1933’te dış ödemelerde uygulanmasına başlanan kliring ve takas sistemini uyguladı. (Kliring sistemi; malını alanın, malını alma ilkesine dayanır.)

 

İhraç mallarının standardizasyonuna önem verilerek, ihracat bu yönden de teşvik edildi. ihraç edilen fındık ve yumurtadan başlayarak, ihraç mallarında kalite kontrolüne gidildi. Bu kontrolü yapması amacıyla Türk Ofis kurulmuştur. Türk Ofis’e kontrol ve teftiş görevi yanında piyasa araştırmaları yapma, uluslararası ticaret ve ödeme anlaşmalarını hazırlama görevi verildi.

 

1929’da Darülfünun’da düzenlenen “Yerli Malı Kullanma ve Koruma” toplantısında gençlik yerli malı kullanmaya yemin eder ve yerli malı haftası ilan edilir.

 

Kazım Özalp tarafından yerli malı kullanımını yaygınlaştırmak için “Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti” kurulur. Cemiyet; İhap Hulisi, Nurettin Kenan‘a afişler hazırlatmıştır.

 

Bu tedbirlerin sonucunda: ihracatla ithalat arasındaki denge 52 seneden beri ilk defa 1930’da aktif duruma girdi. İhracat ithalatı aşarak, Türkiye’nin dış ticaret açığı kapandı ve devam eden 9 yıl boyunca ihracat, ithalatın daime üstünde kaldı.

Bir önceki yazımız olan Atatürk Döneminde İhracat ve İthalat başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir