Atatürk Döneminde İhracat ve İthalat

Atatürk Döneminde İhracat ve İthalat

Çizelgeden de görüleceği gibi Atatürk döneminde dış ticaret dengesine de ulaşılmıştır. 1929 yılına kadar açık veren dış ticaret dengesi 1930’dan sonra sürekli fazlalık vermiştir. Kaldı ki; Cumhuriyetin ilanını müteakip 5 yıl süreyle gümrükler bizim kontrolümüzde değildi. Ancak 1929’dan itibaren bizim kontrolümüze girmişti. Yine, aynı dönemde (1929) dünyayı korkunç bir ekonomik kriz kasıp kavurmaktaydı. İngiliz, Alman ve Amerikan ekonomileri çökmüş, Amerika’da birçok banka iflas etmiştir.

 

Dünyadaki ekonomik krizin korkunçluğunu şu misalde görmek mümkündür: 1927 yılında Almanya’da bir fabrika alabilecek para ile 1929’da ancak bir tek ekmek alınabiliyordu.

 

Oysa; dünyanın bu korkunç ekonomik bunalım içinde bulunduğu dönemde Atatürk; Türk ekonomisini yara almadan bu badireden kurtarabilmiş ve de; dış ekonomik ilişkilerde bu andan itibaren fazlalık sağlanmıştır. Bu da; Ulu önderimizin, uyguladığı ekonomik politikanın, takip ettiği ekonomik yolun, ne kadar geçerli olduğunu ve kendisinin dünya ekonomisini ne kadar yakından takip ettiğini göstermektedir.

 

Bu dönemde, genel ve katma bütçelerin gelirleri devletin temel görev ve hizmetlerine tahsis edilmiş ve büyük yatırımlar için devlet tahvili ihraç edilmiştir. Atatürk’ün bankacılık sisteminin geliştirilmesi konusundaki görüşleri, uygulamaları ve yönlendirmeleri de sistemin bu dönemde olağanüstü gelişmesini sağlamıştır.

 

Atatürk bu konuyu şöyle dile getirmiştir;

Ticaret için iki şey lazımdır. Biri harice çıkarılacak mahsulat mercileri temin etmektir. Bu olmazsa ticaret yoktur. Bunları harice sevk edebilmek için, seri ve emin vasıtalara muhtacız. Binaenaleyh; bütün kuvvetimizle bir an evvel otomobiller, şoseler ve şimendifer yapmaya mecburuz. Saniyen ticarette düşüneceğimiz ikinci iş, ihracat ve ithalatımıza tavassut vazifesini gören ticareti ağyar elinden kurtarmaktır. Maateessüf, bu ticaret kendimizde değildi. Milli ticaret müesseseleri birer birer elimizden çıkmıştı. Artık halkımızın tüccar sınıfını zengin edebilmek için, ticaretin hariç ellerde bulunmasına mani tedabiri ittihaz etmek mecburiyetindeyiz. Arkadaşlar, ithalattan ziyade ihracattır ki, memleketi zengin yapacaktır. Halbuki ihracatımız ancak sahillerimize kadar gidiyor ve oradan bu ihracat, memalik-i ecnebiyeye sevk edilirken ağyar eline geçiyor. Kazancımızın kıs-ı mühimmi, bu suretle bizden çıkıyor. Onun için ihracat, membalarımız bizden olan tüccarlarımızın elinde bulunmalıdır.

 

İşte, ticaretimiz için başlıca düşünülecek şeyler bunlardır. Bunların her birini, bugünkü medeniyete göre, medeniyetin bugünkü icabatına göre. Cihan ticaretinin bugünkü esasatına göre kolaylıkla temin edeceğimizi zannetmek gafletine düşmemelidir. Lakin, güçte olsa, az da olsa müşkülat da çeksek bu gayeye yürüyecek ve inşallah muvaffak olacağız” (Mart 1923 S.D. II)

 

Banknot ihracını bile yabancı bankalara yaptıran Osmanlı yönetiminden sonra T.C. Merkez Bankası‘nın kurulması Atatürk’ün direktifleri ile gerçekleşmiştir. Yabancı ticaret bankaları karşısında Türkiye İş Bankası‘nın kurulmasında da onun emir ve sermayesi mevcuttur.

 

Atatürk; Türkiye İş Bankası‘nın 10. kuruluş yıl dönümünde şöyle demiştir: (26 Ağustos 1936)

İş Bankası kurumu, Cumhuriyet tarihinde ekonomi bakımından başlı başına yer alacaktır. Bu kurum; naçiz bir servetin bile, ekonomik hayatta fert menfaatlerine hasrolunmayıp millet menfaatine hasredilmesinden çıkabilecek olan büyük neticeleri, az bir zamanda ve bahusus yepyeni bir devlet kuruluşunun türlü inkılap güçlükleri içinde alem-şumul bir surette fiilen göstermiştir.” (S.D. V, Sf: 72)

 

Atatürk’ün para piyasası ve milli bankacılık sisteminin geliştirilmesi meselesine verdiği büyük önem, sadece İş Bankası‘nın kurulmasını sağlamakla sınırlı değildir. Bankacılık sistemini ve alınan sonuçları ilgi ile izlediği zaman, verdiği direktiflerle gelişmelere yön verdiği ve kredi dağılımının ekonomik kesimlerde yoğunlaşmasını sağladığını da görmekteyiz.

 

Atatürk bu konuda şöyle demektedir:

Milli bankalarımızla, ticari ve sınai şirketlerin adet ve sermayelerinin mütemadiyen artmakta olması, halkımızın iktisadi faaliyet ve uyanıklığına delil addolunabilir” (S.D. I. Sf: 346)

 

Atatürk, yalnız bankacılık sisteminin değil, sermaye piyasasının oluşturulması, köylünün para ve sermaye piyasalarına katılması ve milli tasarrufun arttırılması ile ekonomik kalkınmaya sağlıklı finansman kaynaklarının bulunması ve geliştirilmesi işlerine de özel ilgi göstermiş ve bu çabalara önemli destek olmuştur. Bu alanda 13 Aralık 1929‘da kurulan Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyetine Atatürk’ün gösterdiği ilgi ve desteğin önemli yeri vardır.

 

Bu cemiyetin amaçları özetle, halkı tutumlu yaşamaya ve yerli malı tüketmeye özendirmektir. 1955’de yeniden isim değiştirerek Türkiye Ekonomi Kurumu adını alarak çalışmalarını sürdürmeye devam eden cemiyet, Atatürk’ün “AZAMİ TASARRUF ŞİARI MİLLİMİZ OLMALIDIR” emrinden hız alarak birkaç ay içinde 270 şube halinde yurt çapında teşkilatlanmıştır. Cemiyetin, ülkedeki tüketim yapısının biçimlenmesinde, finansal alt yapının kurulup geliştirilmesinde, hızlı bir ekonomik kalkınmanın gerektirdiği fonların yaratılmasında, önemli katkıları olmuştur.

 

Atatürk’ün desteği ile çalışmalarını sürdüren Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti‘nin önemli sonuçlar veren ekonomik amaçlarını şu şekilde sıralamak mümkündür:

  1. Tüketimin yerli mallara yönetilmesi,
  2. İthalatın azaltılması,
  3. Dış ticaret açığının azaltılması,
  4. Türk lirasının dış değerindeki düşmenin önlenmesi,
  5. Yerli üretimin canlandırılması,
  6. İhraç edilebilecek mal fazlalıklarının yaratılması,
  7. Yatırımlar için sağlıklı kaynak sağlamak süretiyle kalkınmanın hızlandırılması,
  8. Küçük tasarrufları, yatırım sermayesine dönüştürebilmek için bir finansal alt yapının kurulmasını sağlamaktır.

 

Kaynak: Atatürk’ün Ekonomik Görüşü, Kara Kuvvetler Komutanlığı Yayınları, Sf. 96, 97, 98, 99, 100

Bir önceki yazımız olan Türk İnkılabında Tarihin ve Dilin Rolü başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir