Atatürk’ün Samsun’a Çıkmadan Önceki Yaşamı

Atatürk’ün Samsun’a Çıkmadan Önceki Yaşamı

Mustafa Kemal Atatürk, yaşamı mücadeleyle geçmiş, daha sonrasında ise son nefesine kadar Türkiye Cumhuriyeti için çaba göstermiştir. Birazdan öğrenecekleriniz, Atatürk’ün Samsun’a çıkmadan önce yaşamı hakkında önemli bilgilerdir. Belki de daha önceden hiç öğrenmediğiniz bilgiler olabilir. Bilgileri yıllara göre tek tek yazmaya çalışacağız.

 

1881: (19 Mayıs) Selanik’in Kasımiye mahallesi, İslamhane caddesi üzerinde bulunan ahşap bir evde doğdu. (Babası gümrük memuru Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım‘dı)

 

1890: (?) Babası öldü.

1893: Selanik Mülkiye Ortaokulu‘na girdi. Ama okulu beğenmedi. Komşuları Kadri Bey’in oğlunu asker giysili gördükçe, “Ben de asker olacağım” diyordu. Aynı yıl Selanik Askeri Ortaokulu‘nun sınavlarına gizlice girip kazandı. Matematik dersi çok iyiydi. Matematik öğretmeni ona “Kemâl” adını verdi.

 

1895: Selanik Askeri Ortaokulu‘nu bitirerek Manastır Askeri Lisesi‘ne girdi. Okulun dinlence (tatil) günlerinde Selanik’te bulunan Fransız Frerler Okulu‘nun özeel sınıfına devam ederek Fransızcasını güçlendirdi.

 

1899: (13 Mart) Manastır Askeri Lisesi‘ni bitirdi. Aynı yıl İstanbul’da Harp Okulu piyade sınıfına girdi.

 

1902: (10 Şubat) Harp Okulu‘nu bitirdi ve Harp Akademisi‘ne başladı.

 

1905: (11 Ocak) Kurmay yüzbaşı olarak orduya katıldı. Bir süre sonra Saray’ın kuşkusu üzerine tutuklandı. Kısa süren bir tutukluluk döneminden sonra da Şam’da kimi arkadaşlarıyla “Vatan ve Hürriyet” derneğini kurdu.

 

1907: (20 Haziran) Kıdemli yüzbaşı (kolağası) rütbesine yükseldi ve Şam Ordusu Kurmay Başkanlığı‘na getirildi. Aynı yılın Eylül ayında 3. Ordu’nun genç bir subayı olarak Makedonya’ya döndü. Selanik – Üsküp demiryolları müfettişliğine atandı.

 

1909: (8 Mart) “Takım ve Muharebe Talimi” adlı askerlikle ilgili kitabı Türkçeye çevirdi ve yayınladı. Aynı yılın 13 Nisan’ında 31 Mart gerici ayaklanmasını bastırmak üzere kurulan Hareket Ordusu‘nun kurmay başkanı göreviyle İstanbul’a hareket etti. 24 Nisan’da İstanbul’a girdi. Ayaklanma bastırıldı. Mayıs ayında Selanik’e döndü. 6 Eylül’de Selanik’te 3. Ordu Piyade Subay Talimgah Komutanlığı‘na atandı. Kısa bir süre sonra bu görevden alınarak, aynı ordu içinde 38. Piyade Alay Komutanlığı’na getirildi.

 

1910: Fransa’da Picadie’de yapılan manevralarda Türk ordusu adına gözlemcilik görevinde bulundu.

 

1911: (13 Ekim) İstanbul’da Genel Kurmay’da bir göreve atandı. Kısa bir süre sonra kimi arkadaşlarıyla kıyafet ve kimlik değiştirerek gizlice Mısır’a, oradan da Trablus’un (bugünkü Libya) Tobruk bölgesine geçti. Ethem Paşa kuvvetlerinin kurmay başkanı olarak Trablus savaşlarına katıldı. Aynı yıl binbaşılık rütbesine yükseldi.

 

1912: (9 Ocak) Trablusgarp’ta Tobruk saldırısını başarı ile yönetti. 25 Kasım’da Bolayır‘da (Tekirdağ) bulunan deniz kuvvetleri birliğinin Harekat Şubesi Müdürlüğü‘ne getirildi.

 

1913: (24 Ekim) İstanbul’a döndü. Ülkenin içinde bulunduğu durumu açıkça eleştirmesi üzerine, İstanbul’da kalması sakıncalı görüldü. Sofya (Bulgaristan) Ateşemiliterliğine atandı. Bu arada, kısa bir süre de Bolayır Kolordu Kurmay Başkanlığı‘nda bulundu.

 

1915: (2 Şubat) Tekirdağ 19. Tümen Komutanlığına atandı. İngilizlerin Çanakkale’de Seddülbahir’e çıkartma yapmaları üzerine saldırıya geçti. Düşamı Kocaçimentepe‘de durduruldu. 1 Haziran’da albaylığa yükseldi. 9 Ağustos’ta Anafartalar Grubu Komutanlığına atandı. 10 Ağustos sabahı kuvvetlerine saldırı (taarruz) emrini verdi. Anafartalar’dan düşmanı geri püskürttü. Savaş sırasında göğsüne bir şarapnel parçası düştü. Ama kalbi üzerindeki saatine çarptığı için ölümden kılpayı kurtuldu. 17 Ağustos’ta Kireçte savaşını kazandı. 10 Aralıkta, Başkomutanlıktan genel bir saldırı için izin istedi. “Sarfedilecek kuvvetimiz yoktur” gerekçesiyle bu izin verilmeyince Cephe görevinden ayrıldı. (Sonradan bu ayrılma “dinlenme“ye çevrildi.)

 

1916: (14 Ocak) Çanakkale’den Edirne’ye çekilen 16. Kolordu Komutanlığı‘na atandı. 27 Şubat’ta Diyarbakır’a Kolordu Komutanı olarak atandı. 1 Nisan’da rütbesi Tuğgeneralliğe yükseldi. 6/7 Ağustos’ta Bitlis ve Muş‘u Ruslardan kurtardı.

 

1917: (5 Mart) 7. Ordu Komutanlığına atandı. 5 Temmuz’da 7. Ordu ile Suriye’ye gitti. 20 Eylül’de 7. Ordu Komutanı olarak tarihsel raporunu hazırladı. Raporda özetle şöyle deniliyordu: “Almanların komutasında bulunan Türk ordusu boşu boşuna kırılıyor. Türk ordusu, Suriye’den çekilmeli, anayurdun savunması için hazır bulundurulmalıdır. Yoksa, “saltanat dahi ansızın çökebilir.” Ekim ayında raporunun hükümetçe dikkate alınmaması üzerine 7. Ordu Komutanlığı görevinden ayrılarak İstanbul’a döndü. 15 Aralık’ta veliaht Vahdettin’le Almanya’ya gitti. Avrupa’nın çeşitli ülkelerini gezdi. İncelemelerde bulundu.

 

1918: (5 Ocak) Almanya’da hastalandı. İyileşmek için Viyana’ya gitti. 30 Nisan’da 2. Ordu müfettişi oldu. 7 Ağustos’ta Nablus’taki (Arabistan’da) ordunun başına geçti. 18 Eylül’de Filistin’de bulunan 7. Ordu Komutanlığına ikinci kez atandı. 23 Ekim’de, Halep Savaşı’ndan sonra İngiliz ordusunu durdurdu. 31 Ekim’de Yıldırım Orduları Grup Komutanlığına atandı. 10 Kasım’da 7. Ordu ve Yıldırım Orduları Grup Komtanlığı’nın kaldırılması üzerine Harbiye Nezareti‘nde (Savaş Bakanlığı) görevlendirildi. 15 Kasım’da İstanbul’a geldi. 29 Kasım’da padişah Vahdettin’le görüştü. Ülkenin kurtuluşu için birtakım önerilerde bulundu. 20 Aralık’ta padişah Vahdettin‘le ikinci kez görüştü. Kurtuluş için verdiği önerileri kabul ettiremedi. Saray’dan ve hükümetten umudunu kesti.

 

1919: (14 Nisan) Nişantaşı’ndaki (İstanbul) evinde sadrazam (başbakan) Damat Ferit Paşa ile son olarak bir görüşme yaptı. Evden ayrılırken Mustafa Kemal, kesin bir kararlılık içindeydi. Cevat Paşa sordu: “Bir şey mi yapacaksın?” Mustafa Kemal, duraklamadan şu karşılığı verdi: “Evet Paşam, bir şeyler yapacağım!” Saray ve hükümet, kuşkuya düşerek O’nu İstanbul’dan uzaklaştırmak istediler. B nedenle 30 Nisan’da, Karadeniz bölgesindeki ayaklanan Rum eşkiyasını yola getirmek göreviyle 3. Ordu müfettişliğine atandı. 16 Mayıs günü Bandırma vapuruyla Samsun’a doğru yola çıktı…

 

Ahmet KÖKLÜGİLLER Başkanlığında bir öğretmen, eğitim ve dil uzmanlarından oluşturularak kurulca hazırlanmış, Söylev (Nutuk) günümüz Türkçesi ile hazırlanmış kitabından alınmıştır.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir