Montreux Boğazlar Sözleşmesi

Montreux Boğazlar Sözleşmesi

Sevr antlaşması ile Boğazlar tamamen Türk idaresinden ayrılmıştır. Amerika, İngiltere, Fransa, Rusya İtalya ve Japonya devletlerinin delegelerinden oluşan komisyon, Boğazların idaresini üstlenmiştir. Lozan antlaşmasından Boğazların bu statüsünü Türkiye tanımamış ve idarenin kendi elinde olmasını istemiştir.

 

Lozan Anlaşmasında Boğazlar için; “Gelibolu yarımadası ile Kumbağı, Baklaburnu hattının güney doğusu, Çanakkale bölgesinde kıyıdan yirmi kilometrelik bir yer ve Boğaziçi’nin iki yakasında kıyıdan on beş kilometrelik birer bölge ve Marmara’da da İmralı dışındaki adalarla İmroz ve Bozcaada askerden arınmış bir duruma gelecektir. Hiçbir yerde İtilaf Devletlerinin işgal kuvvetleri kalmayacaktır.” kararı alınmıştır. (M.Kemal Atatürk, Nutuk, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara 1994, s. 507 – 508)

Boğazların etrafında muayyen bir mıntıkanın askerlikten arındırılmış olması. Gerçi gayri askeri mıntıkanın yakınında ağır kara ve deniz topları ve torpili bulunduruluyordu. Ama henüz savaşa girmemiş bir devletin donanmasının baskın tarzında Boğazlardan geçme ihtimali vardı. Böylece daha Türk kuvvetleri yetişmeden bu mıntıka elden çıkabilirdi. Türkiye girmediği bir harpte bile muharip donanmaları Boğazlardan geçirebilecekleri için böyle harp alanı içinde yer alacaktı. Bu durumda Türkiye’nin harbe girmesi mecburiyeti doğabilecektir. Bu nedenlerden ötürü ve çıkabilecek 2. Dünya harbi riskine karşı Türkiye Boğazlarda tam egemen olmak istemiş ve Cemiyet-i Akvam‘a müracaat etmiştir. (Tahsin Ünal, Türk Siyasi Tarihi, Kamer Yayınları, İstanbul 1998, s. 748.)

Neticede Türk Hükümeti, İngiltere‘ye haber verdikten ve Sovyetler Birliği ile sıkı danışmalarda bulunduktan sonra 11 Nisan 1936 günü Lozan’daki imzacı devletlere birere muhtıra vererek yeni boğazlar rejimini ortaya koymak üzere konferansın toplanmasını istemiştir. Bu gelişmelerin ışığında Montreux Boğazlar sözleşmesi 20 Temmuz 1936‘da imzalanmıştır.

 

Bu sözleşmeye göre:

  1. Boğazlar Komisyonu kaldırılıp vazifeleri kamilen Türk hükümetine verilmiştir.
  2. Boğazlarda ve onun iki tarafındaki bölgeleri Türkiye istediği gibi tahkim etmekte ve oralarda asker bulundurmakta serbest kalmıştır.
  3. Sulh zamanında küçük harp gemileri ve muavin gemiler gündüz Boğazlara girmek şartıyla geçebilirler.
  4. Boğazlardan geçebilecek harp gemilerinin miktarı 9’u ve hacmi de 15 tonu geçemez.
  5. Karadeniz’de kıyısı olan devletler için bazı istisnalar kabul edilmiştir; şöyle ki bunlar 15 tondan dahi fazla olsa, saffı harp gemilerini birer ve anlarında azami iki torpido bulunmak şartıyla boğazlardan geçirebilirler.
  6. Harp halinde Türkiye fiilen muharip değilse muharip devletlerin harp gemileri Boğazlardan geçemez.
  7. Türkiye muharipse bilumum harp gemilerinin Boğazlardan geçmesi Türkiye’nin takdirine bağlıdır.

(Yusuf Hikmet Bayur, Türkiye Devletinin Dış Siyasası, TTK, Ankara 1995)

Montreux Boğazlar sözleşmesinden sonra Türk – İngiliz dostluğunda önemli bir gelişme kaydedilmiştir. Fransa da müttefiki Rusya ve dostu İngiltere’nin uzlaşmasına dayanan bu sözleşmeden memnun olmuştur. Rusya bu sözleşmeden rahatsız olmuş, 2. Dünya Savaşı‘ndan sonra sözleşmenin iptali için çalışmış, fakat başarılı olamamıştır. Bu sözleşme ile Türkiye Boğazlarda tam hakim konumuna gelmiş ve Atatürk Döneminde izlenen Dış politikanın başarısını açıkça yansıtmıştır.

 

Kaynak: Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Prof. Dr. Ayhan ÖZTÜRK, Arka Oda Yayınları, 2. Baskı s. 350 – 351 – 352

Bir önceki yazımız olan Cumhurbaşkanlığı Forsundaki 16 Yıldızın Anlamı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir