Soğuk Savaşın Yarattığı Koşullar ve NATO

Soğuk Savaşın Yarattığı Koşullar ve NATO

Soğuk Savaş, İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesi ve SSCB’nin dağılma sürecine kadar ABD ve SSCB arasında gerçekleşen siyasi, askeri, ekonomik restleşmelerdir. SSCB ve ABD’nin güç odaklı mücadelesi İkinci Dünya Savaşı’ndan itibaren artarak devam etmiştir. Realist teori odağında yaşanan bu güç mücadelesi dünyayı iki kutuplu bir sistem içine sokmuştur. SSCB’nin yayılmacı politikasına karşı ABD bu yayılmayı durdurmaya yönelik tedbirler almaya başlamıştır. ABD, Sovyet yayılmacılığına karşı Avrupa ve Ortadoğu’da bazı tedbirler almak zorunda kalmıştır. Stratejik olarak planladığı Marshall Planı ile tedbirlerine başlamış, Truman Doktrini ile de bunu devam ettirmiştir.

 

Sert Güç’ün ön planda olduğu bu dönemde ABD’nin aldığı bu tedbirlerin askeri bir tedbir ile taçlandırılması gerekmekteydi. NATO bu güç mücadelesinin doğal bir sonucu olarak kurulmuştur. NATO’nun kurulmasıyla birlikte ABD-SSCB mücadelesi ağırlıklı olarak askeri güç yarışına doğru kaymıştır.

 

NATO’nun Kurulması

Birbirinden farklı dünya görüşüne sahip devletler, II. Dünya Savaşı yıllarında müttefik olmak zorunda kalmışlardır. Oluşturulan bu iyimser havayı savaş sonrasında da devam ettirmek niyetinde olan devletlerin öncülüğünde 50 devletin temsilcileri bir araya gelerek 1945 yılında ABD’nin San Francisco kentinde Birleşmiş Milletler (BM)’in kuruluşunu sağlamışlardır. Savaşın devam ettiği süreçte kurulan BM’ye barış ve güvenliğin uluslararası boyutta tesis edilmesi için güvenilmiştir. Fakat SSCB’nin uzlaşmak istememesi ve veto konusundaki tavrı münasebetiyle BM uluslararası güvenlik krizlerinin çözülmesinde üstüne düşen görevi yerine getirmekte yetersiz kalmıştır (Sarınay, 1988: 240). Birleşmiş Milletlerin kurulduğu tarih olan 1945’ten 1949’a kadar beş daimi üye kendilerine verilen veto hakkını otuz defa kullanmıştır (Gönlübol, 1969: 70)

 

Dolayısıyla uluslararası sorunların çözümü amacıyla kurulmuş olan Birleşmiş Milletler teşkilatı tam anlamıyla arzulanan sonuçları alamamakla birlikte, çözülmeyi bekleyen veto sorunlarını doğurmuştur.

 

Çözümlenemeyen bu sorunlar ile birlikte hali hazırda Sovyetler Birliği ile Batı Avrupa devletleri arasında gerek ideolojik gerekse ekonomik alanlarda ciddi görüş ayrılıkları mevcut idi. Üstelik savaşta Almanya ve Japonya’nın yenilmesi Sovyet Rusya’ya doğusunda ve batısında ciddi yayılma imkânı da vermişti. Sorunları çözmek amacıyla toplanan barış konferanslarından istenilen olumlu sonuçlar çıkmamıştır. 1947 Mart ayında Moskova’da toplanan Dışişleri Bakanları Konferansı’ndan sonra da Sovyet Rusya ile Batı Avrupa devletleri arasındaki savaş yıllarında görülen işbirliği yerini karşılıklı tedirginliğe bırakmıştır (Armaoğlu, 1949: 417-418)

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa Devletleri’nin ekonomik ve askeri açıdan çökmüş olması ve bununla birlikte ABD’nin de kendi kıtası içinde kalma politikası neticesinde kuvvetler dengesi tamamıyla Sovyet Rusya’nın lehine dönmüş ve Sovyet Rusya Avrupa’nın en güçlü devleti olarak ortaya çıkmıştır. Oluşan SSCB hâkimiyeti bu zaman diliminde Avrupa’nın doğusuna kadar dayanmıştır. Avrupa’daki ülkeler, karşılaştıkları bu güvenlik krizini aşmak için uluslararası bir örgüt altında birleşme gereksinimi hissetmişlerdir (Peksarı, 2007: 1). Avrupa’nın ihtiyaçları ve yeniden yapılandırılması için ABD kendi hazırladığı Marshall Planını uygulamak için çalışmalara başladı.

 

Oluşan bu güvenlik krizi altında G. Marshall stratejik bir plan hazırladı. Marshall Planı adı altında oluşturulan söz konusu stratejik plan Avrupa devletlerinin ABD’den ekonomik yardımlar almasını öngörmekteydi. Aynı zamanda Avrupa devletlerinin de kendi içlerinde ekonomi alanında işbirliği gerçekleştirmeleri talep edilmekteydi.

 

Avrupa devletleri tarafından olumlu bir şekilde karşılanan Marshall Planı uygulanmaya başlandı. Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen konferansa Türkiye ve 16 Avrupa ülkesi de katılmıştır. Toplantının ana konusunu Avrupa ülkeleri için alınacak ekonomik tedbirler oluşturmuştur. Yapılan bu çalışmaların neticesinde 4 yıl süre zarfında icra edilecek Avrupa Ekonomik Kalkınma Programı geliştirilmiştir. Yapılan bu programla birlikte ABD’de Ekonomik İşbirliği Kanunu hazırlamıştır. Bu tarihten sonra ise 18 Avrupa devleti işbirliği içerisinde “Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü (OEEC)”nü kurmuşlardır. OEEC’nin asıl maksadı üye ülkelerin yapacağı işbirliği yöntemiyle Avrupa ülkelerin düzgün işleyen bir ekonomik sisteme kavuşturmaktı (Koyuncu, 2010: 12-13).

 

Kaynak: SOĞUK SAVAŞ SONRASI NATO VE TÜRKİYE’DE SİBER GÜVENLİK Yüksek Lisans Tezi İbrahim YALÇIN, Eskişehir 2019

Bir önceki yazımız olan Soğuk Savaş Döneminde Türk Dış Politikası başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir