Türk Dilinin Geçmişi ve Eskiliği Meselesi

Türk Dilinin Geçmişi ve Eskiliği Meselesi

Her dilin olduğu gibi Türkçenin de aydınlık ve karanlık devirleri vardır. Türkçeyi yazılı belgelerle takip edebildiğimiz dönem (Eski Türkçe çağı), dilimizin aydınlık dönemidir. Bu dönemden itibaren (VII. yüzyıldan itibaren) Türkçenin gelişimini, geçirdiği farklılıkları, bu farklılıkları yaratan sosyal, siyasi ve kültürel etkileri yazılı belgelerden rahatlıkla takip edebiliriz. Bundan önceki dönemler ise Türkçenin farazi (karanlık) dönemleridir.

 

Türk dilinin (içinde Türk adı geçen) ilk yazılı belgeleri, VII. yüzyılda yazılan Orhun Yazıtları‘dır. Aynı alfabeyle yazılan Yenisey Yazıtları‘nın tarihleri daha eskidir. Ancak bu yazıtlar Göktürklerden değil Kırgız Türklerinden kalmıştır. Özellikle Orhun Yazıtları’nda çok gelişmiş, edebir bir dil karşımıza çıkmaktadır. Türkçenin yavaş gelişen bir dil olduğu da göz önüne alınırsa Orhun Yazıtları’ndaki Türkçenin kısa bir sürede ortaya çıkması mümkün değildir. Bu yüzden Türkçenin varlığını çok daha eskilere götürmemiz gerekir. Prof. Dr. Doğan Aksan, Orhun ve Yenisey Yazıtları’nın; soyut kavramlarındaki zenginlik, eşanlamlılık, çok anlamlılık, ileri öğeler, deyimler, atasözleri, ikilemler ve sanatlı anlatımlar gibi özelliklerine dayanarak, “Türkçenin ileri bir dönemini yansıttığını ve bu çağda dilin bir yazın dili olduğunu” söylemektedir.

 

Prof. Dr. Osman Nedim TunaSümer ve Türk Dillerinin Tarihi İlgisi ile Türk Dili’nin Yaşı Meselesi” adlı eserinde, çeşitli ses denkliklerinden (kurallarından) faydalanarak, Sümercedeki 168 kelimenin Türkçe olduğunu iddia etmek. Tuna, eserinde bu denklikleri verdikten sonra Türkçenin yaşı ile ilgili şuları söylemektedir: “Şu halde Türkler daha M.Ö. en az 3500‘lerde bugünkü Türkiye’nin doğusunda oturuyorlardı ve dilleri, Sümerlerle iç içe yaşarken, henüz iki kola ayrılmıştı.”

 

Osman Nedim Tuna, eserinin sonuç bölümünde bütün bu verilerden hareket ederek Türkçenin yaşıyla ilgili şu sonuçlara varmaktadır:

  • Sümercedeki 168 kelime Türkçedir.
  • Türkler en az M.Ö. 3500’lerde Türkiye’nin Doğu bölgelerinde bulunuyorlardı.
  • Bütün bunlara baktığımızda Türkçe en az 8500 yıllık bir dildir.
  • Bütün dünya dilleri içerisinde yaşayan, yazılı belgeye sahip (Sümerce tabletlerdeki Türkçe kelimeler) en eski dil Türkçedir.

 

Osman Nedim Tuna’nın tespit ve iddialarını bir kenara bırakıp yazılı belgeler açısından ele aldığımızda Türkçe, Ural – Altay dilleri içerisinde en eski yazılı geleneğe sahip olan dildir. Avrupa dillerinde ise, Latince ve Yunanca hariç, yine en eski yazı dildir. Türkçenin, Ural – Altay dillerinin ve bazı Avrupa dillerinin yazılı belgelerini aşağıdaki bilgilerden takip edebiliriz;

 

Türk dili

En eski yazılı vesikası, Çoyren (Çoyrın) yazıtıdır. Yazılış tarihi M.S. 688 – 692’dir.

 

Japonca

M.S. 712 Nihon Şoki. Ufak bir parçadır. Tarih olarak Türkçeye en yakın Altay dili Japoncadır.

 

Moğolca

En eski yazılı belgesi M.S. 1225’ten kalan Yesunka Taşı‘dır.

 

Tunguz dili

Bu dilin bilinen en eski vesikası bugün yaşamayan “Çuçen dili“ne aittir ve M.S. 1413 yılından kalmadır.

 

Kore Dili

Kore dilinin en eski yazılı vesikaları 1443’ten başlayarak karşımıza çıkmaktadır.

 

İngilizce

En eski vesikası M.S. 8. yüzyıldan kalma kısa bir vesikadır.

 

Fransızca – Almanca

M.S. 843 yılında kalma Serment de Strasbourg anlaşması en eski vesikasıdır.

 

Macarca

En eski vesikası 1057 yılından kalan Tihanyi Vakıfnamesi‘dir.

 

Fince

En eski vesikası tarihi bilinmeyen bir İncil tercümesidir.

 

Bir dilin zenginliği, onun eskiliği, sürekliliği, edebiyat ve bilim dili oluşuyla söz konusu edilebilir. Doğal bir gelişme sürecinden geçmiş ve anormal sayılabilecek her hangi bir durum yaşamamışsa, eski ve sürekli yazılı metinlere sahip olan dillerin, gelişmiş, oturmuş, zengin diller olması gerekir. Bu açılardan bakıldığında Türkçe, bugün edebiyat ve bilim dalı olarak kabul edilen birçok dünya dilinden daha eski yazılı metinlerce sahip olan, konuşulduğu coğrafyanın büyüklüğü bakımından birinci, ana dil olarak üçüncü ve en çok konuşulan diller arasında beşinci sırada bulunan dünyanın en önemli kültür ve bilim dillerinden biridir.

 

Kaynaklar: Aksan, Prof. Dr. Doğan; Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünkü, Yarını, Bilgi Yayınevi, Ankara, Kasım 2000

Aksan, Prof. Dr. Doğan; Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünkü, Yarını, Bilgi Yayınevi, Ankara, Kasım 2000

Tuna, Osman Nedim; Sümer ve Türk Dillerinin Tarihi İlgisiyle Türk Dilinin Yaşı Meselesi, TDK Yay, Ankara, 1997

Buran, Doç. Dr. Ahmet, Alkaya, Arş. Gör. Ercan; Çağdaş Türk Lehçeleri, TİSAV Elazığ Şubesi Yay. Elazığ 1999

Yılmaz İnce, Osman Demirkayak, Adem Kılıçoğlu; Türk Dili ve Kompozisyon Bilgileri, Aksakal Kitap, Trabzon 2009

Bir önceki yazımız olan Kaynakları Bakımından Dil Aileleri başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir