Türk Dilinin Tarihi Devirleri

Türk Dilinin Tarihi Devirleri

Türkçenin doğuşu ve tarihi gelişimiyle ilgili iki farklı görüş vardır. Bunlardan birincisi; Türkçenin “Ana Hun Dili” adı verilen bir dilden doğduğudur ve Türk dilleri müstakil bir dil ailesi oluştururlar. Bu görüşe göre Ana Hun Dili’nin batı lehçesi bugünkü ailesi oluştururlar. Bu görüşe göre Ana Hun Dili’nin batı lehçesi bugünkü “Çuvaşça“yı, kuzey lehçesi bugünkü “Yakutça“yı, doğu lehçesi de “Türk – Tatar dilleri“ni yani Çuvaşça ve Yakutça dışındaki Türk dillerini doğurmuştur.

 

Diğer görüş ise; Türk dilinin, Ural – Altay dil ailesinin Altay kolunda mensup olduğunu ve bu koldaki diğer dillerle birlikte (Moğolca, Mançu – Tunguzca, Japonca(?), Korece(?)) “Ana Altayca” denilen bir dilden türediğini savunmaktadır. Bu görüş Türkologlar (Türklük bilimcileri) tarafından en fazla kabul gören görüştür.

 

Prof Dr. Talat Tekin, Türk dilinin tarihi dönemlerini şöyle tasnif etmektedir (Bu tasnif daha çok birinci görüşe uygundur):

  1. İlk Türkçe dönemi (Aşağı yukarı çağımızın başlarına kadar sürer),
  2. Ana Bulgarca ve Ana Türkçe dönemi (Kabaca 1. – 6. yüzyıllar arası),
  3. Eski Türkçe ve Eski Bulgarca dönemi (Kabaca 6. – 11. yüzyıllar arası),
  4. Orta Türkçe ve Orta Bulgarca dönemi (Kabaca 11. – 16. yüzyıllar arası),
  5. Yeni Türkçe ve Çuvaşça dönemi (16. yüzyıldan bugüne kadar).

 

Birçok Türkologun da benimsediği bir başka tasnif de Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu‘nun tasnifidir. Caferoğlu Türk dilinin gelişimini, yazı dili öncesi ve sonrasıyla birlikte, şöyle tasnif etmektedir:

  • Altay devri = Türk – Moğol dil birliği
  • En Eski Türkçe devri = Proto Türk dil birliği
  • İlk Türkçe devri
  • Eski Türkçe devri
  • Orta Türkçe devri
  • Yeni Türkçe devri
  • Modern Türkçe devri

 

Altay Devri

Türk – Moğol dil birliği de denilen bu çağ tamamen farazi ve karanlıktır. Bu çağ, ancak Altay dillerinin akrabalığı ile ilgili teoriyi kabul edenlerce düşünülebilir. Bu çağ, Türkçenin Moğolcanın, Mançu – Tunguzcanın ve diğer Altay dillerinin henüz teşekkül etmeden önce ortak bir olarak (Ana Altayca) yaşadıkları varsayılan bir dönemdir. Bu dönem tarihin karanlık dönemlerini içine almaktadır.

 

En Eski Türkçe Devri

Ana Altaycadan ayrılan Türkçenin bağımsız bir olarak oluşmaya başladığı varsayılan dönemdir. Bu devreye Türk – Çuvaş dil birliği dönemi veya Proto Türkçe (Ön Türkçe) dönemi de denilmektedir. Bu dönemle de ilgili kesin bir tarih söylemek mümkün değildir. Bazı değerlendirmeler bu dönemi M.Ö. 8000’li yıllara kadar götürmektedir.

 

İlk Türkçe Devri

Metinlerle olmasa da Türklüklerinde ittifak edilen kavimlerin veya Türk boylarının dillerini içine alan dönemdir. Hükümdar ve yer adları, yabancı kaynaklarda geçen kelime ve özel adlarla belirlenen Hun, Bulgar, Avar, Hazar gibi Türk kavimlerinin dillerini yani bu Türk lehçelerini buraya sokabiliriz. Türkologlar bu dönemde Türk dilini Batı Türkçesi ve Doğu Türkçesi diye iki bölüme ayırmakta; Batı Türkçesi ile bugünkü “Çuvaşça“nın temeli olan Bulgar Türkçesini, Doğu Türkçesiyle de Çuvaşça dışındaki diğer bütün Türk dillerinin temelini almaktadırlar.

 

Eski Türkçe Devri (VII. – XI. Yüzyıl Arası)

Türk yazı dilinin tarihi metinlerle takip edilebilen ilk dönemidir. Bu dönem;

  • Köktürkler (Göktürler)
  • Uygur devresi

olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bazı bilim adamlar Köktürkçe (Göktürkçe) ve Uygurcanın İslami tesir altında gelişen devamı olan “Karahanlı Türkçesi“ni de bu devirde göstermektedir. Fakat biz Karahanlı Türkçesini Orta Türkçe döneminin başlangıcı olarak ele alacağız.

 

Orta Türkçe Devri (XI. – XVI. Yüzyıl Arası)

Türk milletin devlet dini olarak İslamlığı kabulüyle başlattığımız bir devirdir. Bu devrede İslam kültür ve medeniyetiyle ilgili ilk eserler verilmeye başlanmıştır. Bu dönemin başında dil, Eski Türkçenin özelliklerini büyük ölçüde korumaktadır. Bu devir, eskiden nispeten toplu bir halde bulunan ve bir yazı dili geleneğini sürdüren Türk boylarının birbirinden ayrılarak, uzak bölgelerde kendi şivelerini yazı dili olarak oluşturmaya başladıkları bir çağdır. Ana yurtta kalan “halis Türkçe” ile Oğuz ve Kıpçak lehçeleri yazı dili olarak bu devirde ayrılmış ve kendi eserlerini vermeye başlamışlardır.

 

Bu devirde karşımıza çıkan Türk lehçeleri şunlardır:

  • Müşterek Orta Asya Türk Lehçeleri (Karahanlı ve Harezm Türkçesi)
  • Kuzey – Doğu Türkçesi (Kuman – Kıpçak, Çağatay, Uygur Türkçeleri)
  • Batı Türkçesi (eski Anadolu Türkçesi veya eski Türkiye Türkçesi)

 

Yeni Türkçe Devri (XVI – XX. Yüzyıl Arası)

Osmanlı, Azeri, Türkmen, Çağatay (Hive – Hokant lehçeleri), Özbek edebiyatlarının dili bu döneme girer. Orta Türkçe çağında karşımıza çıkan Türk şivelerinin edebiyatlarının bu devirde gelişerek devam ettiğini görmekteyiz. Bir başka deyişle, Orta Türkçe dönemini Türk şivelerinin teşekkül ettiği dönem, Yeni Türkçe dönemini de bu şivelerle meydana getirilen edebiyatların geliştiği dönem olarak nitelendirebiliriz.

 

Modern (Çağdaş) Türkçe Devri (XX. Yüzyıl ve Sonrası)

Bugün içinde yaşadığımız devrin, Türk lehçe, şive ve ağızlarını içine alan dönemdir.

 

Kaynaklar:

Banguoğlu,  Tahsin; Türkçenin Grameri, TDK Yay. Ankara, 1990

Tekin, Talat; Ölmez, Mehmet; Türk Dilleri, Simurg – T.C. Kültür Bakanlığı, Ankara, 1995

Caferoğlu, Prof. Dr. Ahmet; a.g.e.

Karamanoğlu, Ali; Türk Dili, Dergah Yay. İstanbul, 1978

Karamanlıoğlu, Ali; a.g.e.

İnce, Yılmaz; Demirayak, Osman; Kılıçoğlu, Adem; Türk Dili ve Kompozisyon Bilgileri, Trabzon 2009

Bir önceki yazımız olan Türk Dilinin Geçmişi ve Eskiliği Meselesi başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir